14.12.2017

FETÖ kumpasından hedef alınanlara ne oldu?

FETÖ kumpasından hedef alınanlara ne oldu?
Dönemin Başbakan Yardımcısı’nın kumpas açıklamasının üstünden dört yıl geçti. Bu haksız, hukuksuz ve ahlaksız yargılama safahatının üstüne memleket bir de darbe girişimine tanıklık etti. Ancak mağdurların içinde acı çekmeye devam edenler var.

Aslında mağdurların tamamı çekiyor bu acıyı. Zira yara derin. İnsanlar boşuna yattıklarına değil, yaşanan süreçte ülkenin maruz bırakıldıklarına yanıyor. Ordusunun düşürüldüğü duruma… Kumpas anlaşıldıktan sonra gerekli adımların cesaretle atılamamasına… Darbe girişiminin önlenememesine ve hatta bırakınız dünya kamuoyunu, kendi insanımıza bile anlatılmakta zorluk çekilmesine…

HİÇ OLMAZSA BUNDAN SONRA DOĞRU ADIMLAR ATILSIN

Bütün bu haksızlıklara maruz kalanlarla doğru iletişim kurulabilseydi, yaşananların en azından bir kısmı önlenebilirdi.

O zaman dinlenmedik. Ama hiç olmazsa bundan sonra kulak kabartsalar hiç fena olmayacak. Çok şey mi istiyoruz? Kendimiz mi için bir şey istiyoruz? Orada, burada görev mi istiyoruz? Yalı almak için kredi mi istiyoruz? Hayır. Ülkemiz, yaşanan bunca tehdit ortamına bir sürü hata yapılarak getirildi. Hiç olmazsa bundan sonra doğru adımlar atılsın istiyoruz.

Mesela Murat Eren gidip pilotluk yapsın istiyoruz. Mahkemesi devam ediyor diye Kara Kuvvetleri Komutanlığı göreve dönmesine izin vermiyor. Makul bir açıklaması var mı? Yok. Adam gitmiş FETÖ’cü olmuş, darbeye şöyle veya böyle bulaşmış, ardından da itirafçı olmuş. Adli kontrolle serbest bırakılmış. O uçuyor, Murat Eren uçamıyor! Acaba böyle bir lüksümüz var mı?

Ergenekon davasında yargılama devam ediyor. Ne için? Cevabı hukuki değil. Ama mesela o davadan iki teğmenimiz sınıf arkadaşları yüzbaşı oldukları halde teğmen rütbesinde Güneydoğu’da terörle mücadeleye devam ediyorlar. Aklı başında birisi bu haksızlığı makul bulur mu? Bulmaz. Ama bizim ülkemizde yadırganmıyor.

İZAHI VAR MI?

Ya da Yargıtay’ın örgüt yoktur deyip usul ve esastan bozduğu davaya İnternet Andıcı adı altında dahil edilen İlker Başbuğ general ve arkadaşlarının dosyası Yüce Divan yargılaması için Başbakanlıkta bekletiliyor. Neden? Danıştay saldırısı hükümlüsü katil Alparslan Arslan ve Cumhuriyet Gazetesini bombalayanların dosyaları ayrıldığına göre diğerleri için beraat kararı neden hemen verilmiyor? İzahı var mı?

Balyoz davasında bütün sanıklar beraat etti. Ancak bir son dakika itirazıyla yedi masum insanın dosyası Yargıtay’a taşındı, iki yılı aşkın bir süredir bekliyor. Neymiş? Darbe yerine “suç için anlaşma” olabilirmiş! Yedi kişi anlaşarak darbe yapacak! Hem de üzerinde yazılı tarihten en az beş yıl sonra yazıldığı bilimsel olarak kanıtlanmış darbe planı üzerinde mutabık kalarak… Akla zarar! 

Ordu Komutanı suçlanıyor, Ordu Karargâhından başka suçlanan kimse yok. Hiçbir kolordu komutanı anlaşmaya yanaşmamış ama iki tümen komutanı, iki tugay komutanı, biri Vize’de garnizon komutanı, diğeri kolordu karargâhında iki albay bu işi kotarmaya yeter diye anlaşmışlar(!)

İNSAN DÜŞÜNMEDEN EDEMİYOR

Sıfır suç, üretildiği tescillenmiş sahte belgeler… Bilimsel bilirkişi raporu ve tanıklarla yapılan yargılamalar ve beraat kararı… Ama yedi masum beraat kararının onanmasını bekliyor. Üstelik Tuncay Opçin’in Bylock yazışmalarında, “Balyoz’u olduğu gibi Erdoğan’a yıktım” dediğinin açığa çıktığı koşullarda…

İnsan düşünmeden edemiyor; acaba Bülent Arınç’ın, “80 kişi hariç memlekette sevmeyeni yoktur” dediği Hoca efendisinin bunlara bakıp ne kadar sevindiğini, FETÖ ile mücadele bayrağı açanlar bilmiyorlar mı?

Hatta bir ara Başbakan’ın bile “Balyoz-Ergenekon bal gibi vardı da FETÖ şişirdi” dememiş miydi?

Bu arada, uzun zamandır sırf bu yüzden karşılaşmayı çok arzu ettiğim Binali Bey ile nihayet Kasım ayı başında karşılaştım ve kendisine bu ifadenin ne kadar yanlış olduğunu anlattım. Anladığım kadarıyla, bunu kendisi de biliyor. Zira kendisine bu ifadenin gerçeği yansıtmadığını belirttiğimde, bana verdiği cevap ilginçti: “Bize de çok çektirdiler” dedi. Ben de kendilerine, “Evet, bunun farkındayız, bu tür tutumlara eleştirel yaklaşıyoruz ama siz de onlardan hesap soracağınıza bizleri yargıladınız” dedim. Gayri ihtiyari ve sıcak bir şekilde elimi tutarak, “Bu konuda haklısın Paşam” ifadesi, dudaklarının arasından dökülüverdi. Samimiyetini gözlerinden okumak mümkündü. Tabii kendisine, bizleri yeterli hassasiyetle dinlemedikleri serzenişinde de bulundum…

Bir masanın etrafında, başkalarının da huzurunda yapılan bu konuşmayı yazmak gereği duydum. Zira söz uçuyor, yazı kalıyor…

ASKERİ OKULLARDAN UZAKLAŞTIRILAN ÖĞRENCİ SAYISI 4005'TİR

Daha önce basına yansımıştı. Mustafa Önsel hikâyelerini kitaplarında anlatmıştı. Askeri okullardan FETÖ’cüler tarafından 2009-2016 arasında taciz edilerek, işkence edilerek uzaklaştırılan öğrenci sayısı 4005’tir. Bu gençler haksız yere okullarından atıldılar. Tazminat ödediler. Her şeyi sineye çektiler. Hak ederek kazandıkları en iyi üniversitelerden mezun oldular. Ancak devlet bu mağdurları bünyesine almıyor. Neden? Cevabı yok.

Mesela son yargıçlık-savcılık yazılı sınavlarından birinde 85 ve üzeri not alan altı Harbiyeli mülakatı geçemedi. FETÖ’nün mağduru ol. Yetmedi, FETÖ’yle mücadele bayrağı açan devletin de mağduru ol! İzahı var mı? Yok. Oysa en samimi ve tutarlı mücadeleyi yapacak olanlar onlar…

Öte yandan, FETÖ’cü savcı hapiste ama açtığı 28 Şubat davası devam ediyor. Üstelik birçok üretilmiş belgeyle… Alican Türk’ün bu konudaki kitabını okuyunca gerçeği daha iyi kavrıyorsunuz. Mevcut verilerle bir darbe davası yürütülemeyeceğini anlıyorsunuz.  Askerin siyasete karışma suçu sadece üst düzey birkaç kişiyi ilgilendirmesine rağmen birçok subayın mağduriyeti devam ediyor. İzahı var mı? Yok.

Sayısı sınırlı bile olsa FETÖ’yle hiçbir bağının olmadığı ve darbeye de karışmadığı bilinen ancak 15 Temmuz darbe davalarında yargılamaları tutuklu sürdürülenlerin varlığı da ayrı bir üzüntü kaynağı olma özelliğini koruyor. Tabii bizler için. Ama gerçek suçluların bu duruma çok sevindiğine eminiz. Hem de adımız gibi…

Bir gözlemimi belirterek yazıyı noktalayalım: Son günlerde, yasal yollardan elde edilmeyen delillerin yargılama konusu yapılamayacağı hukuksal gerçekliğinin devlet katında bile kabul görmesi ve telaffuz edilmesi iyi bir gelişme. Saik ne olursa olsun… Zira kumpas davalarında yargılananların üretilmiş sahte belgelerle yargılandıkları dikkate alınırsa kurulmuş hükümlerin ve alınmış idari kararların anlam ifade etmediği ortadadır. Bu perspektiften bakıldığında atılması gereken hızlı adımlara ihtiyaç var. Hem mağdurlar hem ordu hem de devlet için…

Derdimiz budur, anlayın artık…
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Cem tek 1 hafta önce
haksızlığın karsisinda susan ağzı kilitli kör şeytan dır hadis, bu dünyada hep kötülüklerden nemalananlar kazanıyor türk ordusunun çökekertme planı hâlâ devamı ediyor