14.12.2017

BUGÜN BİZİ TIRMALAYAN HURMALARI, DÜN KİMLER YEMİŞTİ?

2014 yılının ikinci yarısında, İran’da bulunduğum sırada, bir vesile ile Tebriz’in sayın Valisi’ni de ziyaret ederek birlikte bir akşam yemeği yeme fırsatını bulmuştum. Sayın Vali sık sık Erzurum’u ziyaret ettiğini, Erzurum Valisi ile iyi dost olduğunu söyledikten sonra iki ülke arasındaki “kızıl” ticaretinin ne kadar başarılı bir iş olduğunu uzun uzun anlatıp, müeyyidelerin etrafından dolanmanın keyifini çıkarmış, ben de konuşma bitinceye kadar sesimi çıkarmadan dinlemiştim.  Sonra, Amerikan Kongresi Dış İlişkiler Komitesinin Dış İşleri Bakanı ve Hazine Bakanı’na yazdığı 11 Nisan 2013 tarihli mektubu önüne koyarak bu işin akıbetinin iki ülke açısından da iyi olmayacağını ve baş ağrıtan bir sorun olarak kalacağını anlatmıştım.

Bana, özetle;  bu sizin sorununuz, biz zaten yıllardır müeyyide altında yaşıyoruz. Bunun ötesi savaş ilanıdır. Amerika bu adımı da denemek istedi ama içeride zemin bulmasına izin vermediğimizi görünce korkup geri çekildi demeye getiren böbürlenme dolu sözler sarf etmişti.

Herhalde biraz detay bilgi vermek lazım: Amerika’nın İran’a uyguladığı müeyyideler sadece tek bir konudan oluşmuyor. Uygulanan müeyyideler 4 ana temel veya 4 ana başlık üzerine oturuyor.
  1. Birinci müeyyide temeli; Terörizmin Finansmanı
  2. İkinci müeyyide temeli; İnsan Hakları İhlalleri
  3. Üçüncü müeyyide temeli; Uzun Menzilli Füze Geliştirme Programı
  4. Dördüncü müeyyide temeli; Nükleer Silah Geliştirme Programı
Güvenlik Konseyinin 5 üyesine Almanya’nın da eklenmesi ile yürütülen Nükleer Müzakereler bu müeyyidelerden yalnızca dördüncüsünü ilgilendirmekteydi. Hatta, bu anlaşmanın imzalandığı gün ABD Kongresinden bir karar çıkarılıp Uzun Menzilli Füze Programına bağlanan müeyyidelerin sıkılaştırılması ve kapsamının genişletilmesine de karar verilerek bir bakıma 5+1 ile verilen, buradan geri alınıyordu. 5+1 ile yapılan Nükleer Anlaşma’nın temel amacı; öyle görünüyor ki, özellikle petrol ve doğal gaz ticaretinde Avrupa’nın elini rahatlatmak ve enerji tedariki açısından Rusya’ya mahkûm kalmasını önlemekti. Böylece dünya enerji piyasalarına İran’da girecek ve yeni bir alternatif yaratılmış olacaktı.

İran’ın hırs ve hevesle uyguladığı Nükleer Programdan vazgeçerek Temmuz 2015’de imzalanan anlaşmaya iten önemli ekonomik nedenler de vardı. Bunların en önemlisi, sivil ihtiyaçların giderilmesi için gerekli olan yatırımlar yapılamadığından ülke içinde derin bir işsizlik hüküm sürmekteydi. Anlaşma ile hızlı bir sermaye transferi gerçekleştirilerek istihdam sağlanacak ve ülke içindeki genç ve hoşnutsuz kesimlerin sesi bir nebze için kesileceğinden siyaseten atılacak adımlar rahatlayacaktı. Ancak beklenen gelişme sağlanamadı.  Bugün halen İran’da % 50’lere yaklaşan genç işsizlik ve genelde % 20’leri bulan işsizlik oranları en büyük sıkıntı olmaya devam ediyor.

Gelelim bizim hurmalara; müeyyidelerin en yoğun olduğu dönemde Ahmedinejat’ın çok büyük bir hevesle yürüttüğü nükleer programın ihtiyaç duyduğu mali kaynakların bulunması  için60-70 milyar dolarcivarındaki bütçe gelirleri içinde % 40-50 oranında yer alan petrol gelirlerinin özel bir yeri vardı. Bir de ülke içindeki gerçek vergi mükellefi olmadığını ve ekonominin % 85’inin devletin elinde olduğunu dikkate alırsak petrol gelirlerinin önemi bir misli artıyor, paranın ülkeye getirilmesi için her yol deneniyordu. Mekanizma basitçe şu şekilde çalışıyordu. Gemilere yüklenen İran Petrolü spot piyasalarda satılıyor, satışı da özel şirketler gerçekleştirerek paraları belli merkezlerde topluyorlar, sonra da İran’a bir yolla aktarıyorlardı. En büyük alıcılar Çin ve Hindistan’dı.

Reza Zarrab işte bu aşamada görev yapan 20 kadar benzerinden biri olarak faaliyette bulunuyor ve İran’ın parasal sorunlarına ülkemiz üzerinden aracılık ederken, yukarıda verdiğimiz yazı ile Kongre’nin sorduğu “siz bu konuda ne yapıyorsunuz” sorusunun (uyarısının) sonucunda hem Dışişleri ve hem de Hazine Bakanlığı yetkilileri ülkemize ziyaret üstüne ziyaret gerçekleştirerekmüeyyideleri hatırlatıyorlar ve Kongre’ye rapor veriyorlardı.

Ülkemiz açısından işin önü arkası 17-25 Aralık dinlemelerinde belli olmasına rağmen, O zamanın Sanayi Bakanı ben bantları dinledim bunlar gerçek değil deyince, (bildiğim kadarı ile zamanın Sayın Sanayi Bakanı Sayın Fikri Işık Matematik Öğretmenidir, bu konuşmaların sahte olduğuna nasıl karar verdi, bir açıklasa da biz de anlayabilsek) konu hızlı bir şekilde kapatıldı. İlgili Bakanlar istifa etti, mahkemeler yargılama yapmaya mahal olmadığına karar verdiler.

Şimdi konu döndü dolaştı, sıra;Amerikan Kongresinin 11 Nisan 2013 tarihli mektubunda belirtilen müeyyidelerin ihlal edildiğine dair uyarıların dikkate alınarak kovuşturulmasına geldi. Sonuçta; müeyyidelerin delinmesi ile İran finansal sorunlarını çözdü, Reza Zarrab  çok lüks bir hayat yaşayarak herkesin başını döndürdü, bu işten komisyon ve rüşvet alanlar zengin oldular ve Hazinemize tek kuruş girmedi.

Sorun neden bizim milli meselemiz olup, suç işleyenler ortada dururken birileri hurmayı yedi de bu hurma neden bizim milletimizi tırmalıyor anlamadım.
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.