Bir De Böyle Bakalım / Aycan Şap
21.08.2018

Bir De Böyle Bakalım

Muharrem İnce’nin Sayın Erdoğan’ı ziyaretinin ardından sosyal medyada bir fotoğraf dolanır oldu. Fotoğraftaki vücut diline, dekorasyona vs. her şeye herkes bir takım yorumlar yaptı. Hal böyle olunca geçtim fotoğrafın karşısına, bir ressamın eserini incelercesine “sanatçı acaba burada neyi anlatmaya çalışmış” diye düşünerek incelemeye başladım. Şuraya diğerlerinden yüksek bir koltuk çizelim, şuraya da küçük mutlu bir koltuk çizelim yüksek altın varaklı koltuğa Sayın Cumhurbaşkanımız otursun, daha alçak olan sıradan döşemeli koltuğa da Sayın İnce!
***
Arkadaşlar fotoğrafta verilen mesaj gayet normal.  Şu açıdan normal, durun hemen kızmayın. Sayın Cumhurbaşkanının “ben sizden üstünüm” mesajı vermesi normal çünkü hiyerarşik olarak gerçekten de öyle. Severiz sevmeyiz fakat o hali hazırda bu ülkenin cumhurbaşkanı. Su istimal ediliyor-edilmiyor o apayrı bir konu. Diyeceksiniz ki “iyi de parti lideri sıfatı ile karşıladı.” Tamam, bence yine normal. Orada rakiplerine bir üstünlük mesajı vermeye çalışıyor ki bu anlaşılabilir bir durum. Kim bilir belki kendi tabanına bir mesaj veriyordur. Sonuç olarak orada psikolojik bir algı operasyonu var ve gereken her yöntem kullanılmış. Elindeki cephaneyi lehine kullanması kadar olağan bir şey olabilir mi? İster vücut dili olsun ister koltuğun yüksekliği, ister altın varaklı kolları fark etmez, bir liderin yeni gireceği bir liderlik mücadelesinde rakiplerine ve değerlendirmeyi yapacak kamuoyuna bu tarz enstantaneler ile mesaj vermesinde sorun yok. Üstelik de koltuk altından kaymak üzereyken.
***
Benim asıl takıldığım diğer lider adayının vücut dili. Koltuklar, altın varaklar bir yere kadar. Fotoğrafı tamamlayan asıl vücut dili çünkü. O altın varaklı, diğerlerinden daha yüksek olan koltuğa Sayın İnce o karedeki vücut dili ile otursa ne olur ki, hiç. Zira karşısında oturuş pozisyonu ve ellerini birleştirmiş, tabiri caiz ise el pençe divan durarak kameralara poz verişi, o karede Sayın Cumhurbaşkanının üstünlük mesajı vermesine çok yardımcı olmuştur. O yüzden benim eleştirim İnce’ye. Haliyle iğneyi Sayın İnce’ye batıralım çuvaldızı sonra hallederiz.
 
Gayretsiz Gayretliler
Sürekli olarak MHP’de kalanlar cephesinden İYİ Parti’ye geçenler cephesine bir taşlama, hakaret, itham yağmuru var. Empati yapmakta oldukça zorluk çekiyorum açıkçası. Çünkü gayretsiz bir gayretliler güruhu var ve nasıl düşündüklerini kestiremiyorum.
Bir lider (ki bu Sayın Bahçeli) 20 yıldır bir ülkeyi yönetebileceğine milleti ikna edememiş. Hatta ve hatta bunun haddi olmadığını bizzat kendi beyan etmiş. Zaten noktayı da kimi destekleyeceğini isim vererek koymuş. Malumunuz bu isim kendisi değil. Yahu o istemiyor da bu insanlara ne oluyor? O ben yapamam diyor zaten zorla mı yaptıracaksınız.
***
Tam 20 yıl. Kos koca 20 yıl… Nelere mal oldu bir düşünelim. Bir açılım sürecine, bir darbe girişimine, PKK paçavralarının havaalanlarımızda asılmasına, eşkıyaların 29 Ekim günü üstelik ülkemizden geçiş töreni düzenlemesine, üç buçuk milyon Suriyelinin ülkemize yerleşmesine, bebek katili Apo ile müzakere edilmesine, Ege’de 18 adaya, Enosistlerin Kıbrıs’ı pazarlık masasına koymalarına, ekonominin çökmesine, komşu ülkelerle savaş raddesine gelmemize, Fırat Yılmaz Çakıroğlu ve daha binlerce şehide sebep oldu o lüzumsuz had bilme hali…
Kusura bakmayın da yirmi yıl rüştünüzü ispatlayamamış ve hatta buna bir gayreti de olmamış, bu insanlar O’nun paşa gönlünüzü mü bekleyecekti? Partiye inanan ve yıllarını veren insanları da yanlışına yanlış demişler diye hain ilan edecek, şerefli mahlûk dahi saymayacak insanlara iyi görünmek için hakaret edecek ve hala “lidere itaat” beklenecek öyle mi? Yok arkadaş. Vatana ve millete itaatten ötesi post modern köleliktir. Gönüllü teslimiyettir. Teslim olmamış insanlara iftira atmak sadece kendi başaramadığını başarmış, cesaret edemediğine cesaret etmiş insanları kıskanmak ve baltalamaktır. Asıl ihanet de budur. Olacaksam Türk milletinin kölesi olurum.
***
Bugün İYİ Parti’yi kuran insanlar, dün O’na zürriyetsiz dendiğinde “senin evlatların biziz” diyen insanlardı. CB adaylığı için imza veren insanlar “zürriyetsiz sizin hoca efendi dediğiniz deyyustur” diyen insanlardı. Şimdi utanmadan sıkılmadan bu insanlara terör örgütü üyesi olmakla ve hainlikle suçlayacak öyle mi?  O imza atanların her biri daha önce MHP ye hem oy vermiş ama evvela ömrünü adamış insanlar. Dolayısıyla bu muameleyi nankörlük ile adlandırmak sanki hafif kalacak. Literatürde bu durumu izah edecek kelime yok sanırım. Varsa da ben bilmiyorum.
Kusura bakmasın kimse ama Vatan kimsenin özgüveninin yükselmesini, paşa gönlünün olmasını bekleyemez. Bu ülke için fedakârlık yapmayı Sayın Bilge(!) haddi olarak görmeye bilir ama bir şeyler yapmak gerekiyorsa bu tamda bizim haddimiz! Şimdi birileri kendilerine bir yol açmış ve ellerinden geldiğince, güçlerinin yettiğince bir şeyler yapıyor. Çatınızın altından çıkın diyen yok herkesin kendi tercihi, lakin gölge etmeyin başka ihsan istemez.

 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.