09.12.2018

Değişmez Kanun “Maşeri Vicdan”

Toplumun bütün kesimlerinin benimsediği ortak vicdandır maşeri vicdan. Münferit vicdanın çok farklı ve önemlidir. Toplumsaldır ve hatta zaman zaman evrenseldir. Münferit vicdanda kişi kendi hal ve hareketlerini mahkeme eder, yargılar ve adeta bir iç hesaplaşmadır ve hüküm verir. Muazzam bir irade ve kudret gerektirir.
***
Maşeri vicdan, bir toplumu meydana getiren bireylerin vicdani hükümlerinin bir toplamıdır. Bir yanlışa, bir adaletsizliğe, bir yanılgıya, bir kötülüğe ya da bir doğruya, bir iyiliğe, adil olan şeylere verilen ortak reaksiyon ve toplumsal bir erktir. Maşeri vicdanın tesiri toplumların ya da milletlerin bağlı oldukları kültüre, dine ve içinde bulundukları şartlara göre değişebilirse bile temelinde adalet, ahlak ve hakkaniyet vardır. Öyle ki bu vicdanın hükmü herkesi gözetmese dahi hükmün dışında bulunanlar bu hükmün tesirinden korkmaz yahut şüphe etmezler.
***
Maşeri vicdan siyasetin de üstündedir. Aslında siyasetin kılavuzu olmalıdır. Zira hükumetler toplum vicdanını tatmin etmiyor ise istikrar kabiliyet değil, felaket bile olabilir. Öyleyse bu günkü siyaset perdesinde izlediğimiz filmin senaryosunu kimler yazıyor? Toplum topyekûn bu kadar vicdansız olmuş olabilir mi?
***
Her iki iktisasını da sosyal bilimlerden yapmış biri olarak sinerjinin gücüne, insan mefhumunun 2+2’yi 5 yapabileceğine inandım. Öyle öğrendim. Ben mi yanlış öğrendim yoksa içinde bulunduğumuz sistematik de mi bir yanlışlık var bilemiyorum lakin görünen o ki 2+2 bırakın beş etmeyi -10 bile ediyor. Yine matematiğe aykırı fakat negatif yönde.
***
Bunun sebebinin ne olabileceğini düşünürken, toplumun son yıllarda ortak bir vicdan dahi geliştiremeyecek kadar birbirinden ayrıştığına, aynı milletin insanlarının, aynı kültürle, aynı ahlakla, aynı dini terbiye ile yetişen toplumun ortada elle tutulur bir neden yokken birbirine gittikçe keskinleşen şekilde bilenmesine yordum.
***
Her kesimi “tek” adı altında bir araya topladığını iddia eden fakat icraatta kendinden olmayanı evvela kendi ötekileştiren ve erki elinde bulunduran bir siyasi yapı var. Bilmem kaç etnik kökene böldüğü bir milleti sonra “tek” çatısı altında toplamak istiyor. İşin ironik kısmı bölünmeden önce bu insanlar zaten “Türk Milleti” sıfatıyla “tek” bir çatı altında idi. Bir şey imar etmiş gibi görünmek için önce parçalayıp, kendilerinden evvel parçalanmış gibi gösterip daha sonra da toplamaya çalışmak, daha doğrusu çalışıyormuş gibi yapmak komik değil mi? Üstelik sadece komik de değil bir o kadar da zahmetli. Neden hem kendilerini hem toplumu bu kadar yordular akıl alır şey değil.
***
Tabi bütün bunlar olurken olan en başında bahsettiği maşeri vicdana oldu. Olan maşeri akla oldu. Hatta radikalleşmeden kaynaklı sanırım münferit vicdanlar dahi işlevini yitirmiş durumda. Sağlıklı düşünme, hesaplaşma ve hüküm verme kabiliyetini kaybeden toplum bunu bireysel olarak kaybedince haliyle toplumsal olarak da tesirini yitirmiş durumda.
***
Ne yapmak lazım peki? Evvele kendimizi ruhen, aklen ve vicdanen onarmamız lazım. Hiç zor değil. Koyacaksın şapkanı önüne, nalına da vuracaksın mıhına da. Önce kendi mahkemende hesaplaşıp hükmünü verdikten sonra sıra topluma gelecek. Vicdan mahkemesinde bakacağın kanuni kaynağın, akıl, adalet, sağduyu ve gerçekler.
***
Mahşeri vicdan toplumların değişmez, değiştirilmesi teklif edilemez yazılı olmayan kanunudur. Mahşeri akıl ile kesiştiği noktada artık önünde durulamaz bir medeniyet söz konusudur. Bu millet tarih yazmış bir millet ise, bunun sebebi bu vicdan mekanizmasının iyi işlemiş olmasıdır.
En kısa zamanda kendimize gelmemiz, özümüze dönmemiz dileği ile… herkesi vicdanı ile baş başa bırakıyorum…
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.