17.11.2018

Ne Seçimler Gördük Aslında Yoktular

Seçim sonrası yorumlar, analizler, efendime söyleyeyim çıkarımlar yapmak adettendir. Adet yerini bulsun bir iki satır da ben karalayayım değil mi?
Seçim deyince akla,
Hemen onun adı gelir;
Kedi kedi kedi 
***
Ne kedisi mi? Trafo kedisi yahu.  Adettendir bizde, seçimden önce daha seçim sonuçlarının gerçeği yansıtmayacağını biliriz. Muhakkak seçim günü trafoya kedi girecek ve elektrikler kesilecektir. Hiç ciddiye almadık bu kediyi sadece geyiğini yaptık hep. Biz kediden trafoya girmesini beklerken bir baktık bu kez trafoya kedi girmemiş YSK’ya kuş uçmuş. Bir kuş mühürsüz pusulaların da sayılması gerektiğini fısıldamış Sadi beye. Ama olsundu. Bir dahaki seçime daha dikkatli olunacaktı. Sandıklara daha iyi sahip çıkılacaktı. Kediler kaçamayacak, kuş uçmayacaktı.
***
Herkes kendinden emin.
İnanılmaz bir inanç.
Kazanacaklar.
Öyle ya, meydanlar tıklım tıklım. Mitinglerde milyonlar cumhurbaşkanı adayını dinliyor. Bu sefer olacak..! Hele ya o anketler. Anketler yalan söyleyecek değil ya. Onlar da bangır bangır bağırıyor “bu sefer bu iş bitti, gidiyorlar, siz kazanacaksınız.”
Yalnız anketler de az değil hee, kim ne duymak istiyorsa onu söylüyor.
Ve beklenen o büyük gün geldi. Adeta milat olacak, karanlık günler geride kalacaktı. Küçük mutlu güneşler çizecektik şuraya. Şuraya da bağımsız bir yargı, tarafsız bir medya. Şu tarafa da demokrasi çizmezsek olmaz. Oldu işte, çok güzel bir Türkiye manzarası değil mi? Paha biçilemez bir tablo. Cumhuriyet…
Olmadı…
Hiç girmeyeyim sandıklar açılmadan, oylar sayılmadan, hatta günler önce(!) açıklanan sonuçlara. Yok yok hangi parti nerede hata yaptı o konuya da girmeyeyim (zaten o konuda herkesin bir fikri var oku oku öldük) Sadece şunu söyleyeyim, naçizane fikrim hataların büyük kısmı operasyoneldi.
Amaaaa, bu seçimin kazananı kim, kaybedeni kim o konuda bir iki kelam etmem lazım. Hesap kitap işinden anlamam matematikle zaten aram iyi değildir. Oranlar eskiden neymiş, şimdi ne değişmiş falan beni aşar, okurken bile kafam karışıyor.
***
Resmi olarak(!) kazananı malum, malumu ilana lüzum yok. Benim lafım resmi olarak(!) kaybedenlere. Zira seçim günü ortalarda görünmeyerek, seçim sonuçlarını hemen kabullenerek bir daha ki seçimi de kaybettiler! Evet evet, sonraki seçimden bahsediyorum. Kaybettiler diyorum çünkü evvela onlara inanan gönülleri kaybettiler. Asıl hayal kırıklığı seçimi kaybetmek değildi, buydu. Nerede oldukları hakkında kesin olarak insanları aydınlatmadılar. Her kafadan bir komplo teorisi yükseldi. Kimse de bilgi sahibi değil ki bir şeyler söylesin. Tabanı savunmasız bıraktılar. Dolayısıyla kendilerini savunmasız bıraktılar. Bu seçimde muhalefet partilerinin tamamı bir “iç kanama” geçirmiştir. Zaten seçim öncesi bir takım iç sebeplerle sarsılan taban, seçim günü bir fay gibi kırılmış ve şiddetli bir deprem yaşamıştır. Aman efendim iktidar partisinin de vekil sayısı azalmışmış. Geçiniz efendim bu züğürt tesellilerini! Bakın, bu seçimden bahsetmiyorum. Bir dahaki seçimi de kaybettiniz diyorum. Bu düzeltilemez mi? Elbette düzeltilir.
***
Okulda beynime kazınmış bir lider yönetici ayrımı vardı “Yönetici işi doğru yapan, LİDER DOĞRU İŞİ YAPANDIR.” İyileşme içten başlar. Nasıl yaparlar ne ederler bilmem. Taban lafını da pek sevmem ya aslında, evvela kendi tabanlarının,  daha doğrusu kendilerine inananların gönüllerini almaları, tekrar güvenlerini kazanmaları, iman tazelemeleri lazım. Daha sonra, “nerede hata yaptık” konusunu dikkatlice irdeleyip, teşkilatlarında rotasyon mu yaparlar, propagandalarını mı, halkla ilişkilerini mi gözden geçirirler bilmem. Ama şunu bilirim ki, evvela kendilerine inananları baştan ikna etmeleri gerek. Zira iş gücü yaşayan bir organizmadır. Sahada çalışmak demek iş gücü demek.  Sahada ambargo yoktur. Dost meclisine de ambargo koyacak değiller ya. Evde aile sohbetine de müdahale edecek değiller ya. Eve de mi kedi girecek? İçerden dışarıya doğru yayılarak büyümek için bu organizmayı yaşatacak şey önce tekrar inanmak, sonra daha çok çalışmak, en önemlisi DOĞRU İŞİ YAPMAK. Lider olmak bunu gerektirir.
***
Peki, bu seçimin kaybedeni kim? Bu seçimin kaybedeni Türk milleti… Bu seçimin kaybeden demokrasi, hukuk, adalet, liyakat, hatta belki de kazanan parti. Kazanmak için bu kadar alengirli işle uğraşan da kazandım diye sevinmesin yani. Alengirli işlere ihtiyaç duyulmuş ise milletin güvenini dolayısıyla kendine güvenini kaybetmiş demektir. Pamuk ipliğine bağlı koltuklar demektir.
***
Birkaç kelamım daha olacaktı lakin lafı fazla uzatmayayım. Çok doluyuz başlayınca duramıyoruz. Bir gün şuraya küçük mutlu güneşler, aydınlık, adil, demokratik, kalkınmış bir Türkiye manzarası çizebilmek umuduyla… Hadin Eyvallah.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.