12.12.2018

Nereden Nereye

Eski çağlarda iki büyük ticaret yolu olan İpek Yolu ve Baharat Yolu bildiğiniz üzere Türkiye’den de geçermiş. Selçuklu devleti kervansarayları öylesine inşa ettirmedi herhalde. Önceleri askeri savunma amacıyla inşa edilseler de daha sonra ağırlıklı olarak ticaret yolu sebebiyle yaptırılmıştır birçok kervansaray. Maksat tüccarların akşamları güvenli bir şekilde yol almaları ve yemek, banyo, konaklama gibi ihtiyaçlarını görmeleri imiş. O kadar ince düşünülmüş ki her bir kervansarayın arası 30-40 km arası, yani deve yürüyüşü ile günde 9 saat olarak hesaplanmış ve buna göre düzelenmiş.
Bunun dışında tabi kervanların uğramadığı zamanlarda, eğer barış dönemi ise Pazar yeri, savaş dönemi ise sığınak ya da kale olarak kullanılırmış.
***
Gelelim günümüze. Bir Batum seyahati sırasında daha Sarp Sınır Kapısı’na 45 dakika mesafe mi vardı tam hatırlamıyorum, bir tır kuyruğu. Bir türlü sonu gelmiyor. Yolda ardı ardına tırlar dizilmiş hareket etmiyor, tır şoförleri inmişler kenarda ayaküstü sohbet ediyor vakit geçirmeye çalışıyorlar. “Acaba uzun kış gecelerinde de bu yollar böyle mi, üşümüyorlar mı, acıksalar en yakın lokanta nerededir ki o soğukta? Ya da tuvalete gitmeleri gerekse mesela?” diye düşünmekten kendimi alamadım. Bu adamcağızlar böyle ekmek parası kazanıyorlar. Allah yardımcıları olsun, kazandıkları her kuruşun helali hoş olsun.
***
Bu görüntü böylece aklıma takılmışken, birkaç hafta sonra şans eseri işletme, yönetim ve ekonomi konulu bir sempozyumda, lojistik konusunun işlendiği bir oturuma katıldım. Anlatıcı güzel güzel kitabi bilgileri anlatıyor “lojistik şu demek, tedarik zinciri bu demek, depolama, elleçleme vs. bir sürü kitabi bilgi anlattıktan sonra bir takım istatistiki bilgiler verdi. Yıllara göre sıralanmış bir takım yüzdeler, oranlar falan anlattı. Rakam verip kafaları karıştırmayacağım elbette. Hemen sadede geleyim.
***
Türkiye verilen bu istatistiki oranlarda çok düşük bir seviyede idi. Birçok konuda da zaten zirvede değiliz, fakat nasıl böyle düşük seviyelerde oluyoruz gerçekten aklım almıyor. Üç kıtanın ortasında, üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede nasıl olurda lojistik faaliyetler bu kadar kötü olabilir? Nerede hata yapıyoruz? Aslında lojistik üs olabilecek coğrafi konumdayız, bu konuda oldukça da tecrübeliyiz, peki nasıl oldu da bu gün işler tam tersine döndü. Uluslararası anlaşmalar yüzünden mi? Altyapı sorunu mu? Üst yapı sorunu mu? Liman yönetimlerinin beceriksizliği mi? Devlet politikalarının yetersizliğimi?
Bana sorarsanız hepsi…  Tabiat bu kadar bizden yana iken bunu avantaja dönüştüremeyişimiz bütün bu saydıklarım ve aklıma gelmeyip sayamadığım birçok etkenin sonucudur.
***
Lojistik köy diye bir kavram duydunuz mu bilmem. Gâvur, bunu kendi bulmuş gibi anlatıyor. Diyor ki; Kara taşımacılığında, nakliyecilikte inanılmaz bir proje geliştirdik.
 Allah Allah! Ne ola ki acaba?
Lojistik köy!
Ne oluyor bu lojistik köyde peki?
“Tırlar” diyor “öyle uzun uzun kuyruklar oluşturup beklemek zorunda kalmayacak artık. Limanlara, sınır kapılarına, hava limanlarına yakın yerlere yahut ülke içinde taşımacılık ağında ki sık kullanılan güzergâhlar üzerinde bir takım köyler yapacağız” diyor.” Bu köyler de diyor, otel olacak, kafe olacak, lokanta olacak, eğlence merkezi, banka şubesi, aklına ne gelirse her şey olacak, bildiğin küçük bir yaşam alanı olacak, tır şoförleri beklerken insani şartlarda olacakları gibi bu köyler sayesinde diyor hem istihdam olacak diyor hem de bir gelir kapısı olacak diyor. Diyor da diyor…  
***
Bak sen gâvura! Neler düşünmüş neler. Acaba biz bunu neden düşünemedik ki? Aaaa bir saniye biz bunu düşünmüş, hayata geçirmişiz zaten hem de yüz yıllar önce. Evet, bu bizim bildiğimiz kervansaray yahu. Bizim yüzyıllar önce düşünüp eskittiğimiz şeyleri bize yeni bulmuş gibi anlatıyor, bundan para kazanıyorlar. Bizim kervansaraylardan esinlenmiş, inovasyonla güncellemiş bize akıl veriyor. Biz de içimiz yana yana dinliyoruz. Hiç bilmiyormuş gibi! Neredennnn nereye..?

 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.