25.06.2018

Türkiye Barolar Birliği “TEK” Barolar Birliği Mi Olsun?

Hukuku hukukçu müdafaa etmez ise kimse edemez. Barolar birliğini canı gönülden kutluyorum. Aynı cesareti diğer hukuk temsilcilerinden de bekliyoruz elbette. Sadece bugün değil, bundan sonraki hükumetler için de geçerli bu. Bağımsız olan bir tek avukatlar kalmıştı, onları da boyunduruk altına almak, partizan bir hukuk sistemi oturtmak istediler fakat barolar birliği buna direndi ve direniyor. Bağımsız yargının “bağımsızlığını” ilan edeceği günler yakın sanki.
Bu arada malumunuz Türkiye Barolar Birliği’nin başındaki Türk-Türkiye ibaresinin kaldırılması idi meselenin başı. Hak etmediklerini düşünüyorlarmış. TC ibarelerini kaldırırken malum açılım süreci idi ve birilerinin gönlünü etmeye çalışıyorlardı. Dertlerinin hak etmek yahut etmemek olmadığı aşikâr. Zira bu milletin başından da Türklüğü kaldırıp adını “tek millet” koyan da bunlar değil miydi?
Türk lirasının başından da “efendim değer kaybedip duruyor, Türk ibaresini hak etmiyor” deyip kaldırmasın sonra bunlar alimallah? Elbette latife yapıyorum. İzahı olmayanın mizahı olur napalm!
 
***
 
Hesapsız Kasabın Masatı Elinde Kalır

 
Büyüklerimden çokça duyduğum bir sözdü bu. Son birkaç yıldır sürekli “kandırıldık” diyen Sayın Cumhurbaşkanımız için bu söz oldukça uygun sayılır. Kandırılmış olması değil lakın bunun sürekli olması eleştirilmeyecek gibi değil. Bir parti hükumet olduğu zaman ülkesi adına belirlediği milli bir stratejisi vardır. Yoksa da olmalıdır. Bu milli strateji çerçevesinde politikalar geliştirilir, uluslararası arena da bu strateji çerçevesinde hareket edilir, hatta iç siyaset bu temel üzerine inşa edilir. Bana sorarsanız “milli strateji” o kadar evladır ki; önceki hükumet başlatmış ise bile devam ettirilebilir ve hatta kendilerinden sonraki hükumetlere de devredilmelidir. Ancak böyle bir stratejin olursa hedefi 2023’e değil, bin yıllar sonraya bile koyabilirsin.
Ekonomide yap-işlet- devret ellerinde patladı. O konuda kim kandırdı zat-ı hallerini bilemem. Hatta bana sorarsanız kandırılan değil kandıran taraflar bu konuda. Genel olarak siyaseti de böyle yürütüyorlar. ”Dene-kandırıl-vazgeç” Bizim böyle bir lüksümüz yok kusura bakmasınlar! Hadi bir kere oldu, beşer şaşar, ama sırtında bir milletin sorumluluğu var ise bunun ikincisi, üçüncüsü artık vebaldir. Kendiniz kandırıldığınızı alenen beyan ediyorsunuz, vatandaş size güvenini kaybedip “kandırılıyorsunuz” deyince hain ilan ediyorsunuz! Ayrıca, sizlerin kandırılmış olması, size karşı gelenlerin haklı olduğunun delilidir. Bunun tekerrür etmesi ise sizin başarısız bir yönetim olduğunuzun delilidir. Başarısızlığın istikrarı olmaz.
Milli strateji demişken, bu sözüm sadece mevcut hükumete değil. Atatürk’ten sonra herhangi bir milli strateji geliştirmeyi bırakın, onun belirlediği milli stratejinin bile devamı gelmedi. Misak-ı Milli mesela. Kerkük ile Musul için kim ne yaptı? Kırım avuçlarımızın içinden sessiz sedasız gitti. Ve hiçbir şey yapılmadı. Ege’de ki 18 ada konusu Sümen altı ediliyor. Gözler Kıbrıs’a dikilmiş. Ne yapıyoruz?
Size milli stratejiyi en iyi ifade edebilecek cümleyi M. Kemal Atatürk söylemiş: “Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medenî memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Millî kültürümüzü, “muasır medeniyet” seviyesinin üstüne çıkaracağız”. İşte size parola! Bize bu vizyon lazım.
 
***
 
Yerli ve Milli Şeker Fabrikaları
 

Yerli ve Milli diye bir parola belirledikten sonra, daha parolanın dumanı üstünde iken yerli ve milli şeker fabrikalarını satmak hangi “üst akılın” fikri Allah aşkına? Bu kararın tam olarak nesi yerli ya da milli? Bu tıpkı “tek devlet tek millet” deyip arkasından ülkedeki etnik kökenlerden, azınlıklardan bahsetmek gibi oldu. Ya da “one munite” olayından hemen sonra İsrail’e gümrük vergisinde yapılan indirim gibi oldu. Halk arasında buna tribünlere oynamak denir. Tam olarak hangi milletin yerli ve millisi olduklarına karar veremediler sanırım!
 
***
 
İYİ Parti’de İyi Şeyler Oluyor


Özellikle de gençlik kolları yapılanması muazzam. Gençlik kolları başkanı Osman Ertürk ÖZEL başta olmak üzere atanan başkan yardımcıları ve il başkanlarını yakinen takip ediyorum. İl atamaları hali hazırda devam ediyor. Şimdiye kadar atanmış olan başkanlarımız ve ekipleri görevi devraldıklarının ertesi günü çalışmalarına başladılar. Heyecanlı, istekli, donanımlı ve bilinçli bir gençlik hareketi oluşturuluyor belli ki, gençlerin siyasetin içerisinde aktif rol alması da ayrıca umut verici. İyi bir sinerji oluşmuş durumda ve bunun geri bildirimi de iyi olacak gibi.
Keza sosyal medya da öyle. İYİ Parti Stratejik İletişim Merkezi (SİM) çatısı altında yapılanan sosyal medya ekibi de canla başla çalışmalarına başladı. SİM’in başında Yiğit KARAKIŞ var. Sosyal medya ayağını, yardımcıları Ümit KARACA ve Kerim ÇORAKLIK yürütüyor. Ekip sosyal medya hususunda oldukça tecrübeli ve başarılı bir geçmişleri var. Sosyal medya propagandanın en önemli araçlarından biri. Zira kitle iletişim araçları içeresinde şu anda en fazla insana en çabuk şekilde ulaşılan yegâne iletişim kanalı. Sadece parti propagandası yapmaktan ibaret değil üstelik toplumu rahatsız eden konularda ses çıkarmak ve kamuoyu oluşturmak için muazzam bir kanal. Görevi aldıkları günden itibaren oldukça başarılı çalışmalar yaptılar.
Hem İYİ Parti Gençlik Kolları’nı hem Stratejik İletişim Merkezi ve sosyal medya ekibini canı gönülden kutluyorum. Marifet iltifata tabidir. Müşterisiz meta zayidir. Başarılarının devamını diliyorum.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.