20.09.2018

BOYKOT

AKP iktidarının 2019 seçimlerini garantilemek üzere birçok simülasyonla/benzetimle türettiği, seçimi garantileme üzerine kurulu planları günbegün yaşama geçiriliyor.
 
İttifak ve YSK ile ilgili olarak; kurnazca ve herkesi aptal yerine koyarak getirdikleri kurallarla, “demokrasi sözcüğü”, kendi sözcük bütünlüğünde tanımladığı kavramlardan utanacak hale geldi.
 
Yaratılan “yenilmez güç” emojisi (görsel karakteri) ile, yenilmezlik algısının, toplumun üzerine tümüyle sinmesini sağlamaya çalışıyorlar.
 
Kendileri dışındaki kitlelerde yılgınlık yaratmak ve daha en başından pes etmelerini sağlamak üzere kurgulanan şark oyunları etkisini gösteriyor.
 
Muhalif kesimlerde süren çözüm arayışları sonucunda da “boykot” yöntemi önemli bir ağırlıkla önümüze çıkıyor.
 
Evet, boykot önemli bir yöntemdir, bu yadsınamaz.
 
Ama hangi durumda önemlidir?
 
Boykot; demokratik kuralların işlediği, demokrasi kültürünün gelişkin olduğu, evrensel değerlere bağlı bir yönetim anlayışının yerleştiği ülkelerde geçerli olabilir ve anlam kazanabilir.
 
Bu tanımlamaya uygun nitelikte bir yönetime sahip olan herhangi bir ülkede boykot; değerli, anlamlı ve sonuç alıcı olabilir.
 
Bir süredir OHAL ile yönetilen ülkemizde, otoriter eğilimlere sahip ve toplumu kamplaştırma tercihini siyasetinin esası yapan, demokrasi ve uzlaşı kültüründen bihaber bir iktidar elinde “boykot”un sonuç alması mümkün değildir.
 
Rakamlara çok dalmayacağım ama seçmenlerin % 45-50’sinin katıldığı bir seçimde, olası olarak katılanların % 90-95 oyunu alacak olan bu zihniyetin, mutlak zaferini ilan edip, çok kısa sürede kılıcıyla tüm karşıtlarını kavramsal anlamda biçmeyeceğini kimse iddia edemez.
 
Bu iktidarın; baskıcı, korkutucu, sindirici uygulamaları ve ele geçirdiği; ordusu, polisi, sözde adalet güçleriyle, ezici mekanizması atında, “boykot” aracı; “Olumlu sonuç elde etmesi umulan bir eylem olarak, çok etkisiz ve güçsüzdür”.
 
Bu şartlarda oluşan algıya göre: “Boykot” edilgendir, “boykotçu”; güçsüz, tembel, korkak ve teslimiyetçidir.
 
Birçok yazar, çok ciddi argümanlarla, boykot lehine ve aleyhine yazılar yazdılar.
 
O yazılarda geçen kavramlardan ve tezlerden, bana göre en önemlisi şudur: “Boykot yapacak ezici gücü buluyorsanız, bu gücü olası sahtekârlıkların ve iktidar baskılarının karşısında kullanın”.
 
Benim düşüncem de özünde bu yönde.
 
Boykot yapılmasını isteyen, bu gidişata dur demek niyetinde olan, geleceğin, karanlığa gömülmesine razı olmayan ve tüm bunları engelleme gücünü kendinde gören herkes, gücünü; ortaya konulan antidemokratik kural ve yöntemlerin işleyişini engellemek üzere, örgütlü bir biçimde kullanarak eyleme geçmelidir.
 
Başta otoriter rejim karşıtı tüm siyasal partiler olmak üzere, tüm; STK’lar (dernekler, vakıflar, platformlar, hareketler) ve Demokratik Kitle Örgütleri (sendikalar, odalar, birlikler) bir araya gelmeli ve harekete geçmeliler.
 
Bir yandan, getirilen antidemokratik düzenlemelere karşı ses çıkarırken, diğer taraftan da organize hareket ederek seçim sürecindeki olası sahtekârlıkların önlenmesi çalışmalarını yapmalılar.
 
Daha da somutlaştıracak olursak:

 
Birincil olarak:
 
CHP ve İYİ Parti’nin başını çekebileceği, diğer demokratik unsurlarla birlikte, “Seçim Güvenliği Koordinasyon Kurulu” oluşturulmalı.
 
  • Bu kurul altında toplanacak olan birimlerin tüm üyeleri, taraftarları ve sempatizanları, öncelikle seçmen kütüklerini sistematik olarak elden geçirmeli,
  • Kütüklerde yer alan; ölüler, adreste bulunmayan sahte seçmenler, oy kullanma hakkı olmadığı halde seçmen yazılanlar ve benzerleri temizlenmeli,
  • Seçim günü sandık güvenliğini sağlamak üzere her sandığa yeterince, hatta yeterinden fazla, resmi veya gayrı resmi; gözlemci, denetçi, hukukçu, güvenlikçi, sandık sorumluları yerleştirilmeli,
  • Koordinasyon Kurulu altında toplanacak olan insan kaynağını ve bu kaynaktan gelecek verileri işlemek üzere gerekli olan teknolojik altyapı; donanım ve yazılımlar, eksiksiz hazır edilmeli,
  • Bu maddeler içerisinde sayılan yapılacaklar listesi için kimin elinde hangi kaynak varsa, Kurul’un ortak kullanımına açmalı. 

İkincil olarak:
 
“Demokratik Parlamenter Sisteme Dönüş Programı”
hazırlanmalı.
 
  • Bu program altında, öncelikle, “Demokratik Parlamenter Sistem”in, evrensel demokratik kurallara uygun ilkeleri sıralanmalı,
  • Kuvvetler ayrılığı anlatılmalı,
  • Denge-Fren-Denetleme mekanizmaları tanımlanmalı,
  • Demokratik bir siyasi partiler kanununun esasları belirlenmeli,
  • Dönüş Programı’nın yaşama geçirilmesi için hedef süre konulmalı,
  • Dönüş için tüm katılımcı unsurların mutabakatıyla, imzalı taahhütte bulunulmalı. 
  • Bu esaslar tanımlandıktan ve kamuoyuna duyurulduktan sonra ise bu mutabakatın arkasında olan tüm güçlerin birlikteliğiyle ve somut taleplerle eyleme geçilmeli.
 
Örneğin:
 
  • OHAL’in seçim öncesi kaldırılması talebi,
  • Seçim güvenliği kurallarının tekrar ele alınması ve demokratikleştirilmesi talebi,
  • En azından güvenin büyük oranda  ortadan kalktığı önümüzdeki seçimler için parmak boyasına dönüş talebi, 
  • Ortaya konulacak eylemler için temel oluşturabilir.
 
 Üçüncül olarak da:
 

“Seçim İşbirlikleri - Strateji” çalışmaları yapılmalıdır.
 
  • Otoriter rejim karşısında ittifak yasasından bağımsız veya nihai yasayla birlikte düşünülmek üzere, “Demokratik Güçler”in işbirliklerinin ilkesel altyapısı hazırlanmalı,
  • İşbirliği alanlarında veri analizleri yapılmalı,
  • Seçmen anketleri yaptırılmalı,
  • Yer yer ikili, yer yer üçlü, yer yer çoklu birliktelikler kurgulanmalı. 
Sonuç itibarıyla;
 
Boykota gerek duymadan,
 
Yukarıdaki aşamaları gerçekleştirecek; fikri kurgu, uygulayacak irade ve yönetebilecek kadrolarla,
 
Tıpkı Şili’de Augusto Pinochet’e (Pinoşe’ye) karşı, dünyanın başka topraklarında da bir çok diktatöre karşı mücadeleyle elde edilmiş zaferleri,
 
Türkiye’de, kendi vatan topraklarımızda da elde edebileceğimize inanmalı,
 
Bu inançla, akılla, umutla ve mücadele azmiyle başarmalıyız.
 
Başarabiliriz,
 
Başaracağız.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Gürkut Acar6 ay önce
aynen katılıyorum kardeşim...
Leyla Öztürk6 ay önce
her seçimde olduğu gbi sandıkta görev alacağım. üzerime düşeni fazlasıyla yapmaya haxırım. başarmalıyız başaracağız.