21.11.2017

İYİ Bir Gelecek Hayali

İşte Bülent Gürsoy'un yeni yazısı

Gelecek hayali kurmak kolay gibi görünür ama pek de kolay değildir.
 
Yeni ve iyi bir gelecek hayali kurdurmak ise hiç kolay değildir.
 
Hayal kurmanın da bir raconu vardır.
 
Ayakları yere basan hayaller kurabilirseniz diğer insanlara da hayal kurdurabilirsiniz.
 
Ayakların yere basması altyapı gerektirirken, hayal kurmak özgürlükçü bir zihin gerektirir.
 
Hayal kuran ve kurdurabilen farklılar lider olur.
 
Hayalleri gerçekleştiren lider ise; tüm zamanların unutulmazı olur, sonsuzluğa erer.
 
 
Toplumların ayakları yere basan hayaller kurabilmesine ışık tutan, liderlere ilham kaynağı olanlar ise geleceği farklı okuyabilen, sezebilen, öngörebilen fütüristlerdir/gelecekçilerdir.
 
Bugünden uzaklara bakıp, sonra gerilere gitmeye, oradan da bugüne gelerek yakın geleceğe ışık tutmaya çalışacağım.
 
 
Önce 20-30 yıl uzağa bakarsak,
 
 
Bu alanın en önemli isimlerinden olan, teknoloji devi Google’ın baş fütüristi Ray Kurzweil 30 yıla kadar iki ‘temel gelecek iddiası’nda bulunuyor:
 
 
Biri, 2029 yılından itibaren ölümsüzlüğün gerçek olacağı,
 
Diğeri, 2045 yılına gelindiğinde, sadece otuz yıl sonra, yapay zekânın insan zekâsından bin kat daha zeki olacağı.
 
 
Gelecekte (2045 süreci ve devamında) yapay zekânın insan zekâsının önüne geçerek, medeniyeti radikal biçimde değiştireceğine inanılan evre, “Teknolojik Tekillik” / “Singulariyt” olarak adlandırılıyor.
 
Teknolojik Tekillik evresine geçilmesiyle birlikte, tıpkı 2 milyon yıl önce insan beynindeki ‘frontal korteks’in evrim geçirerek zekileşmesi gibi bir değişim geçireceğimizi belirten Kurzweil, bu evre geldiğinde; bilişsel faaliyetlerin, duyguların ve iletişimin çok daha yoğun olacağını ifade ediyor.
 
‘’İnsanlar arasında daha karmaşık iletişim formları kurulacak, duyguları daha derinden etkileyecek müzik eserleri icra edilecek, mizah anlayışımız için daha komik şakalar yapılacak ve daha duygusal aşklar yaşanacak’’ diyerek giderek mükemmelleşecek bir insan zekâsını tarif ediyor"
 
Şu anki android işletim sistemli cep telefonunun 1960’larda “Massachusetts Institute of Technology” / MIT’de kullanılan 11 milyon dolar değerindeki o dönemin süper bilgisayarlarıyla benzer işlevleri yerine getirebiliyor olduğunu düşünürsek, katlanan hızla gelişen teknolojinin önümüzdeki otuz yılda neler başarabileceğini bizler de hayal edebiliriz.
 
 
Buradan geçmişe dönmek ve insan doğasının analiziyle, bir miktar, bugüne nasıl gelindiğine bakmak gerekiyor.
 
 
İnsan davranışlarını ve bu davranışların kaynağını çözmeye çalışan Sigmund Freud (Froyd) tarafından 20. yüzyılın başlarında inanılmaz bir teori ortaya atılır.
 
Freud, “her insanın zihninin derinliklerinde saklı, ilkel, doyurulamaz, cinsel ve saldırgan güçler keşfettiğini, içimizde saklı bulunan bu hayvansı yönümüz kontrol edilmezse toplumların kaos içinde yok olmaya sürüklenebileceğini” söylemektedir.
 
Freud, insanların bilinçaltının hiç masum olmadığını ısrarla ve tekrarla ortaya koyar.
 
Freud’a göre; cinsellik, şiddet, cinayet arzusu, öldürme isteği tüm gücüyle yaşamımızda yer almakta,
bu gizli ve ilkel yanımızı, gelişen uygarlığın somut ve soyut bazda sunduğu etmenler altında sürekli bastırmaktayız.
 
İnsanlığa dair bu keşif dünyanın bana göre sondan önceki büyük dönüşümünün başlangıcıdır.
 
Bu dönüşümü başlatan ise, bu bilgileri önce savaşların halka anlatılabilmesi için kullanan, sonrasında da 21. yüzyıldaki “Tüketim Toplumu”nun oluşumunun mimarı ve “Tüketen İnsan Modeli”nin yaratıcısı Freud’un yeğeni Edward Bernays’dir.
 
Bu teorinin ortaya atıldığı dönemde dünya, sanayileşme süreçlerinde hızla ilerliyor, savaşlarla çalkalanıyor, kitlelerin kontrolü zorlaşıyordu.
 
Dönemin Amerika sanayisi gittikçe güçlenen bir yapıya sahip olmasına rağmen tıkanma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Çünkü bu kadar seri halinde üretilen fazla malı kime satacaklarını bilmiyorlardı.
 
İnsanlar aldıkları bir pantolonu, arabayı veya elektronik eşyayı dönemlik değil ömürlük olarak kullanmaktaydılar. Yeniye ihtiyaç duymadıkları gibi tüketim kültürleri de neredeyse hiç yoktu.
 
Oysa, seri üretime geçilmesiyle üretilen malların satılması gerekiyordu.
 
Edward Bernays bu kalabalık insan guruplarının düşünme ve hissetme biçimlerini değiştirmek için çeşitli yollar bulmayı kafasına koymuştu.
 
Amcasının “Psikanalize Giriş” eserindeki, “insanların içinde gizli kalmış irrasyonel güçler” fikrinden çok etkilenen Bernays bunu başarabilmesinin yolunu bulmuştu.
 
İşte Bernays tam da bu noktada amcasının fikirlerini kullanmış, insanların bilinç dışını manipüle ederek; tüketen, yeni aşığı, sürekli daha fazlasını isteyen yepyeni bir insan modelinin temellerini atmıştı.
 
 
Bugüne geldiğimizde,
 
 
Tüketim toplumu fikrini yaratan ve geliştirenlerin ürettiklerini almak için çalışmak üzere yaşayan bir insanlık oluşmuştur.
 
Tüketenlerin fiziksel ve düşünsel emeklerinin oluşturduğu toplam değeri sermaye olarak kullanan ve sürekli katlayarak büyüten güçler, elde ettikleri değerlerin sınırına gelmek üzerelerdir.
 
İnsanlığın fiziksel ve düşünsel emeğine ve enerjisine ihtiyaç duymayacakları zaman yakınlaşmıştır.
 
İnsan nüfusu katlanarak artmakta, dünya kaynakları hızla tükenmektedir.
 
Yoklukların, kıtlıkların sürükleyeceği felaketler görünür hale gelmiştir.
 
 
Yakın geleceğe ışık tutacak olursak,
 
 
Yerel ve evrensel bazda insanlığın içine sürüklenmekte olduğu felaketlere önlem olacak düşünsel bir altyapıyla,
 
İyi bir gelecek vizyonuyla,
 
Toplumu geleceğe taşıma iddiasını ortaya koyan veya koyacak olan liderler;
 
 
Toplumu bilime ve teknolojiye dayalı geleceğin ihtiyaçlarına göre eğitmek, 
İnsanlığın tüm değer birikimiyle sürekliliğini sağlamak için yapılacak çalışmalara hazırlanmak ve çalışmaların paydaşı olmak, 
Dünyayı tükenme noktasına getirenlerin, geç de olsa girişimde bulundukları kurtarma çalışmalarına katkı koymak, 
Robotların yöneteceği dünyanın insani refahını elde etmenin hazırlığını yapmak, 
Geleceğin dünyasını ve toplumunu yaratma yarışında yer almak, öncüler arasına girmek ve toplumu geleceğe taşımanın gerçekçi plan ve uygulamalarını yapmak zorundadırlar. 
Cumhuriyetin ilk yıllarında, 10. Yıl Marşı’na ilham veren 10 yılda yapılanları hatırlarsak, vizyoner bir liderlikle, önümüzdeki 10-20-30 yıllarda neler yapabileceğimize inanabiliriz.
 
Aradığımız şey, o lider ve liderliktir.
 
 
Şair Adnan Yücel’in şiirinde dediği gibi;
 
Bugünlerden geriye,
Bir yarına gidenler kalır,
Bir de yarınlar için direnenler...

 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
murat kam1 hafta önce
kaleminize sağlık. güzel bir yazı