13.12.2018

YEREL “İŞBİRLİĞİ” STRATEJİSİ

Siyaset yapan herkes bilir ki,
İktidarın ayak sesleri yerelden gelir.
2019 / 31 Mart’taki Yerel Seçimler, sonraki süreçte Türkiye’nin başka bir iktidara evrilip evrilemeyeceğinin laboratuvarı niteliğinde sonuçlar verecek.
Bugüne kadar, kendisi “Aldana-Aldana” geldiğini iddia ediyorsa da,
Yerel Seçim düzlemi,  
“Aldata-Aldata” iktidarını ayakta tutan Recep Tayyip Erdoğan’ın,
Halkı ve siyasi belirleyicileri bir daha aldatıp aldatamayacağını da bize gösterecek.
AKP ve işbirlikçisi MHP’nin, genelde Cumhur İttifakı’nı bozmadan, yerelde ayrışması, karmaşık (komplike) bir durum yaratıyor.
Bir takım temel kavramlardan yola çıkarak sürdürmeye çalıştıkları Cumhur İttifakı’nı,
Yok olmuş zeminine ve kaotik arka planına rağmen sürdürdüklerini iddia ederken,
Yerelde karşıt iki yapı gibi davranabilmenin zorluklarını bütün ağırlığıyla yaşayacaklar.
İçinde bulunduğumuz durumda, “iktidar cenahı” bu iç çelişkileri yaşarken, “muhalefet cenahı”, önüne çıkan fırsatları değerlendirmede nasıl bir yetenek gösterecek, bunları irdelemek istiyorum.
Rakamlara girip matematiksel bir anlatımla sizi yormadan, genel tanımlamalarla durumu analiz etmeye çalışacağım.
 
Öncelikle kavramların üzerinden hızla geçelim:
Siyasi partiler bu seçimde, “ittifak” adı altında, anlaşmalara giremeyecekler.
Bu konuda yasal bir düzenleme yok.
Ayrıca, “ittifak” sözcüğü, 24 haziran seçimlerinde farklı anlam giydirmeleriyle kirletildi.
Dolayısıyla, seçimlerde birlikte davranış gösterilecek yerel birimlerle ilgili olarak ortaya konulacak formülün adının “işbirliği” olması anlamlı ve kabul edilebilir bir yaklaşımdır.
Ülkenin tamamında, bütünsel birliktelik davranışının da mümkün olmaması nedeniyle, gereksinim duyulan kısmi alanlarda işbirliğinin kurgulanması ve yaşama geçirilmesi, değerli ve anlamlı sonuçlar üretecektir.
İşbirliği üzerinde uzlaşılması ve bu işbirliğinin gerçekleştirileceği alanların belirlenmesi ile birlikte geriye, paylaşımın ve isimlendirmenin hangi ilkelerle yapılacağı kalmaktadır.
 
Buraya kadar bir ara değerlendirme yapmak gerekirse;
Muhalefetin iki ana partisi olan CHP ve İYİ Parti açısından bakıldığında,
Öncelikle, “işbirliği” kavramında hemfikir olunduğu anlaşılmaktadır.
Geçmiş seçim sonuçları ve yapılan anketler göstermektedir ki, bir çok Büyükşehir’de, hatta İl Belediyesi’nde, CHP ve İYİ Parti işbirliğinin kurulamaması; CHP’nin elinde olan önemli belediyelerin kaybedilmesine, CHP veya İYİ Parti’nin kazanabileceği belediyelerin kazanılamamasına neden olmaktadır.
Bu durumda da gelecek olası iktidarın ayak seslerini çıkaracakları ve mevcut iktidarı geriletecekleri önemli alanların tümünde kaybeden durumuna düşüleceği, çok açık bir şekilde görülmektedir.
Bu durum, iki parti için de anlatılması zor bir tablo yaratacaktır.
Bu anlamda iki partinin de gelişmeleri görmüş ve tabloyu iyi okumuş olması nedeniyle sayın Akşener ve sayın Kılıçdaroğlu, halkın da beklentilerini karşılayacak şekilde, umut verici bir hamleyle, bir araya gelmeyi başarmışlardır.
Henüz kurgulanmamış ve ete kemiğe bürünmemiş olsa dahi, söz konusu bir araya geliş, “işbirliği”nin iki parti açısından da başladığı anlamına gelmektedir.
 
Bu noktada, kavramlara geri dönecek olursak,
İşbirliği’nin ilkelerine sıra gelmektedir.
Nedir “İşbirliği İlkeleri”?
Ben, akıl yürüterek, olası işbirliği ilkelerinin şu şekilde sıralanması gerektiğini düşünüyorum:
 
Temel İlke
  • Anlaşmaya varılan;
Büyükşehirler, İl Belediyeleri ve tüm İlçe Belediyeleri’nde, Başkan adayları aşağıda tanımlanan yöntemlerle işbirliği içerisinde belirlenecekken, işbirliği partileri (CHP ve İYİ Parti), istedikleri tüm ilçelerde, başkan adayı gösterilmese de kendi belediye meclis listelerini sunabilmeli ve kesinlikle profili düşük başkan adayı formülü düşünülmemeli,
 
Diğer İlkeler
Büyükşehir ve İl Belediye Başkanlıkları ile,
Metropol ve Diğer Tüm İlçe Belediye Başkanlıklarında;
  • Belediye başkanlığı, işbirliği partilerinden (CHP ve İYİ Parti’den) birinin elinde ise ve diğer partinin aday çıkarması durumunda iktidar ve işbirlikçisi (AKP ve MHP) karşısında kaybedilecekse, Belediye Başkanlığı’nı elinde bulunduran partinin karşısında aday çıkarılmamalı,
  • İşbirliği partilerinden (CHP ve İYİ Parti’den) herhangi birinin elinde olan ancak, iktidar ve işbirlikçisi (AKP ve MHP)  karşısında hiçbir şekilde kaybetme ihtimali olmayan; Büyükşehir, İl, Metropol ve diğer İlçe Belediye Başkanlıkları’nda, İşbirliği partilerinin (CHP ve İYİ Parti’nin) her ikisi de aday çıkarabilmeli,
  • Başkanlığın iktidar ve işbirlikçisi partilerin (AKP veya MHP’nin) elinde olduğu yerlerde, genel seçimde aldıkları oya bakıldığında işbirliği partilerinden (CHP ve İYİ Parti’den) birinin kazanma şansı görülüyorsa, diğer parti aday çıkarmamalı,
  • Başkanlığın iktidar ve işbirlikçisi partilerin (AKP veya MHP’nin) elinde olduğu yerlerde her iki partinin  (CHP veya İYİ Parti’nin) kazanma şansı belirgin bir şekilde görülmüyorsa, her iki parti de (CHP ve İYİ Parti) başkanlığa aday gösterebilmeli,
  • Yukarıdaki maddelerde, işbirliği partilerinin (CHP veya İYİ Parti’nin), hiçbir rakamsal veriye bağlanmadan, aday profilinin gücüne dayanarak, seçimin kazanılmasına odaklı olacak şekilde, mutabakatla kararlaştırılacak istisnalar olabilmeli.
Bütün bu ilkeler; önceki seçim sonuçları, olası yerel seçim anketleri, olası aday profilleri, bilimsel ve akılcı yöntemlerle iç içe uygulanmalı.
 
Bu veya benzeri ilkeler ve kurallar dahilinde anlaşmaya varıldığında inanıyorum ki, masaya yatırılacak olan tüm illerde çok kısa sürede sonuç alınabilecektir.
 
Bu kapsamda öncelikli Büyükşehirler için bir analiz yapacak olursak;
Cumhuriyet Halk Partisi, mevcutta elinde olan;
İzmir, Aydın, Muğla, Eskişehir, Hatay ve Tekirdağ’da kesin kazanacağına inanıyor ve geçmiş seçim verileri ile kamuoyu değerlendirmeleri de bunu gösteriyor ki birinci İlkeye bağlı olarak (İYİ Parti’nin asılması durumunda kaybedilmesi riskine dayanarak) bu illerde CHP’nin karşısında aday çıkarılmaması gerekiyor.
Balıkesir’de ise Ankara’da yapılan işbirliği oturumunun ilk gününde, CHP’nin bir milletvekilini aday olarak açıklamış olması bu ili işbirliği potasının dışına çıkarıyor,
Geriye, seçmen sayısı 1 Milyon’un üzerindeki İllerden masaya yatırılabilecek olası iller;
Ankara, İstanbul, Antalya, Adana, Mersin, Manisa, kalıyor.
Bu illerde işbirliği sağlandığında tamamının AKP ve işbirlikçisi MHP’nin elinden alınabileceği de görülüyor.
Bu noktada,
İYİ Parti’nin; İzmir, Aydın, Muğla, Eskişehir, Hatay ve Tekirdağ’da CHP’ye kaybettirmeme fedakarlığı ile yukarıda sıraladığımız, İstanbul ve diğer birkaç ilde CHP’nin seçim kazanmasına katkıda bulunması karşılığında; Ankara, Antalya, Adana, Mersin ve Manisa illerinden kazanabileceği ve/veya iddialı olabileceği illeri istemesi de oyunun koşulları ve kuralları gereği doğallık kazanıyor.
İYİ Parti’nin Türkiye’nin geleceği açısından, karşıtlarından ve tabanından gelecek bir çok olumsuz gelişmeyi de göğüsleyecek şekilde, büyük fedakarlıklarla gövdesini ortaya koyarak içinde bulunacağı işbirliği yapısından, parti tabanını ve seçmenini mutlu edecek bir simgesel Büyükşehir’i istemesi ve alması kesinlikle hak görünüyor.
Bu ilin özellikle Ankara olması, yapılacak fedakarlığın karşılanması açısından önem kazanıyor.
Sayın Akşener’in Ankara’yı tutkulu bir şekilde istemesini bu çerçevede anlamak ve anlayışla karşılamak gerekiyor.
Ankara’nın İYİ Parti’ye bırakılması durumunda Antalya’nın CHP’ye, Manisa’nın da İYİ Parti’ye bırakılabileceği görülürken, geriye sadece Adana ile Mersin kalıyor ve bu iki ilin hangi partide kalacağına karar verilmesi de çok zor görünmüyor.
Söz konusu Büyükşehirlerdeki metropol ilçelerin benzer ilkelerle dağılımının yapılmasının da gerek bölge milletvekilleri gerekse il ve ilçe başkanlıkları ile yürütülecek istişarelerle kolaylıkla halledilebilecek durumda olduğu anlaşılıyor.
Dolayısıyla, aslında, eldeki veriler, akıl ve siyasi formasyonla, işbirliğinin kolayca sonuçlandırılabileceği gayet açık bir şekilde ortaya çıkıyor.
Bu temel anlayışla Büyükşehir Belediyeleri’nin çözümlenmesinin ardından, işbirliği yapılabileceği görülen ve anlaşılan İl Belediyeleri’nde de hızlıca bu formül işletilebilir.
Acele etmeden, hızlı bir şekilde tamamı sonuçlandırılabilir.
Buna halen zaman var.
Planlı, sistemli, ilkelere dayalı ve modellenebilen bir yaklaşımla AKP iktidarının yerelde geriletilmesinin ve yeni bir iktidarın önünün açılmasının kaçınılmaz olduğu açıktır, nettir.
 
İnanalım, başlayalım, bitirelim.
Gelecek, çocuklarımız için; güneşli, aydınlık ve yaşanabilir olsun.
 
 
 
 
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.