20.07.2018

BİREYSEL MUTLULUK VE MUTSUZLUK

Binlerce yıldır felsefede, psikolojide mutluluk denen kavramın anlamı  tartışılır. Bireysel, toplumsal, maddesel ve ruhsal mutluluk insanoğlunun belki de farkında olmadan uğruna savaş verdiği kavram olmuştur.
 
MÖ 340 lardaki Aristoteles'den günümüzün modern düşünürlerine, konuşmacılarına ve yazarlarına kadar bu mutluluğun anahtarı pek değişmiş gözükmüyor. Her birey de, her toplum da, ülke de ve tüm yaşam alanlarında neredeyse tüm erkekler ve kadınlar için formül aynı:
 
‘’Yapmayı sevdiğiniz şeyleri yaparak yaşamaya bakın. Ve kendinizden daha büyük bir nedenin hizmetinde daha iyisini yaparak kendinizi doğal yeteneklerinizin gelişimine adayarak yaşamaya başlayın.’’
 
Bu büyük bir açıklama ve belki de büyük bir taahhüt. Mutlu olmak, hayatınızı kendi şartlarınızda tanımlamanızı ve sonra bütün kalbinizi hayatınızı bu tanım ve şartlarına göre yaşamanızı gerektirebilir.
 
EN BAŞTA KENDİ MUTLUĞUNUZ GELİR
 
Mutluluğunuz en başta kendinden emin olma ve kendine yetme yeteneğinize bağlıdır. Ancak, çoğu insan kendi mutluluğunu yaşamları için bir deneyim olarak görmekten kaçınır. Bunun nedeni başkalarının, bizi neyin mutlu edip etmeyeceğini bizden daha fazla bilmesidir. Ve aslında bize dayatılan şeylerin iyi olduğunu ve dayatılmazsa bizim kendimizi mutlu hissedemeyeceğimizi zannetmemizde söz konusudur. Yani bir nevi bu zoraki mutluluk tanımları ve dayatmalar hoşumuza gitmektedir. 
 
İnsanoğlu mutluluk odaklı organizmalardır. Hayatta yaptığımız her şey, refah ve huzur düzeyimizi korumaya ve artırmaya yöneliktir. Yani mutluluğumuzu. Psikolojik olarak bu şekilde inşa edilmişiz. Gerçek şu ki, başkalarına kendiniz için sahip olmadığınız şeyleri veremezsiniz. Eğer paranız yoksa yardıma ihtiyaç duyanlara para veremediğiniz gibi, mutlu olmadığınızda, başka birine mutluluk veremezsiniz.
 
Başkalarının mutluluğunu güvence altına almanın en iyi yolu, önce kendinizin mutlu olması ve ondan sonra mutluluğunuzu onlarla paylaşmanızdır. Acı çekerken, özverili olmaya çalışmak sadece diğer insanlar ve kendi ruhunuz üzerinde baskı yaratmanıza neden olur. 
 
Eğer başkalarını mutlu etmek istiyorsanız, yaşam tarzınızı kendiniz baştan yaratmalısınız. İstediğiniz işi yapmalı ve bu olmuyorsa günde bir dakika dahi olsa istediğiniz bir müziği dinlemeli ve sizi mutlu eden şeyleri yaparak yaşadığınızı fark etmelisiniz.


 
İkincil olarak hayal kurun, hedef koyun. Öyle çok büyük olmasına gerek yok minik minik adımlarla yol alabileceğiniz hayaller, küçük hedefler. Büyük veya küçük, kısa süreli veya uzun vadeli belirli bir hedefi hayal edin. 
 
Sonrasında istediğiniz miktarda paranın, istediğiniz kadar zamanın, istediğiniz bir eğitimin, tüm kaynakların ve yaşamdaki her hangi bir büyük hedefe ulaşmak için ihtiyaç duyabileceğiniz her şeyin sizde olduğunu düşünün. 
 
Ne olurdu; nasıl hissedersiniz? 
 
Bu çok önemli bir sorudur, çünkü düşüncelerinizdeki sınırlamayı kaldırdığınızda, yaşamınızla tam olarak ne yapmak istediğinizle ilgili çok net bir fikir edinirsiniz. En büyük hayaliniz, doğal yeteneklerinizin ve sizin için gerçekten önemli olanın gerçek bir göstergesidir.
 
Bütün başarılı erkekler ve kadınlar büyük hayalperestlerdir. Onlar, her açıdan ideal olan şeylerin ne olabileceğini hayal ederler ve her gün o amaçları için adım atarlar. Her zaman ilerlerler mi elbette ki hayır; ancak vazgeçmezler. Çünkü bu onlara büyük bir mutluluk verir. Mutluluk büyük bir enerji getirir ve sonrasında hayal ettiği hedefe ulaşır.
 
MUTLULUK KAZA DEĞİLDİR

Herkesin bir mükemmellik alanı vardır. Herkesin mükemmel yapabileceği şeyler vardır. Bu mükemmel yapabildiğiniz alanda kendinizi geliştirmek, haftalar, aylar, hatta yıllar sürebilir ve neyi daha güzel yapabildiğinizi bulabilmek sizi yorabilir. Ancak bulduğunuzda o alanda okumaktan ve hakkında konuşmaktan, düşünmekten keyif alırsınız. Kendinizi bu alanda geliştirmiş, seçkin insanlara hayran olmuş bulursuz. Onlara özlemle bakar ve öyle olmanın ve istediği konu üzerinde başarılı olmanın nasıl bir şey olacağını merak edeceksiniz. Bu sizin kalbinizin sevgi dolu arzusu olmuştur. Tıpkı aşk gibi. 
 
Mükemmel olabileceğiniz bu aktivite alanı, muhtemelen bu dünyaya katkıda bulunduğunuzu hissettiğiniz bir şey olacak.
Böylece başarılı olana kadar devam edeceksiniz. Cesaretin ilk kısmı, hedeflerinize inanarak çalışılmasıdır. İkinci kısım, yolda karşılaşacağınız kaçınılmaz hayal kırıklıklarına ve aksaklıklara karşı koyma isteğinizdir.
 
Mutluluk bir kaza eseri ortaya çıkmaz.  Mutlu insanlar, sürekli olarak mutluluğa yol açan şeyleri kasten yapanlardır. Mutlu insanlar, ne istediklerini bilen ve sonra tüm kalplerini, hedeflerine ulaşmalarında dünyaya katkıda bulunacak eşsiz yeteneklerini ortaya koyan insanlardır.
 
Mutsuz insanların yanılgısı; başkalarının mutluluk araçlarına sahip olduklarında mutlu olabileceği zannetmeleridir. Bu koskocaman bir yanılgıdır. Oysa ki kişi mutlu olduğu şeyi bulmuş ( kişi, araba, iş vb.) sonrasında o mutlulukla başka bir şey oluşturmuş; sonrasında başka bir şey, sonrasında başka bir şey ve bu böyle sürerek kocaman bir mutlulukla karşımızdadır.
 
Oysa ki belki de mutluluğu evindeki bir çiçeği ile başlamıştır.
 
Siz doğduğunuzda kalbinize özel bir hediye verilir, küçük şeylerden mutlu olabilme hediyesi. Henüz tam olarak kullanılamayan benzersiz yeteneklerle donatılır  buna göre programlanırsınız. Tüm enerjilerinizi gerçek potansiyelinizin kilidini açmaya odakladığınızda, nihai doğum amacınıza  ulaşabilirsiniz: Mutluluğunuza.
 
Sevgi ve huzurla; 
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.