22.09.2018

ASKER-SİYASET-FELAKET

Yıllardır asker vesayeti kaldırma söylemiyle iktidarda olan partinin halen iktidarda olduğu bir dönemde asker yeniden siyasi tartışmaların odağında. Partili Cumhurbaşkanı adayının rakibi bir başka adayı eleştirmesini alkışlayan bir general görüntüsü gündeme oturdu. Çünkü TSK ve askerlerle ilgili kanun ve tüzükler askerin siyasi faaliyetlere katılmasını yasaklıyor, aksine davrananlara müeyyideler getiriyor.
Ancak gündeme oturan görüntü gösteriyor ki Başkomutan partili olunca altındaki komutanlar da partili olmaktan ya da partili general/asker etiketi yapışmasından çekinmiyor anlaşılan.
 
Bunun böyle olacağını hem 15 Temmuz sonrası TSK'nın yapısını, bağlantılarını, emir-komuta birliğini zaafa uğratan KHK değişiklikleri yapıldığında söylemiştik hem de 16 Nisan anayasa değişikliklerinde Cumhurbaşkanının partili olmasının önü açıldığında uyarmıştık.

Sonuçta bu görüntülerin yaşanması kaçınılmaz oluyor. Ve yazık oluyor hem Türk Ordusuna hem de Türkiye Cumhuriyetine...
 
Bu olayla askerin siyasete bulaştırılmasında dinin de alet edildiğini görüyoruz... Ortada bir iftar yemeği var, asker iftara gitmesin mi? sorusuyla generalin yaptığının üstü örtülmek istenebilir. Ama yaşanan bu kadar basit değil.
Tabi ki general de iftar yapacak, iftar davetlerine katılacak ama sorular çok. Göreviyle hiç bağlantılı olmayan, salondaki afişlerden ve muhtemel konuşmacılardan siyasi bir etkinlik olacağı en başından belli bir iftar yemeğine bir Ordu komutanı general niye üniformasıyla katılır?
 
İftar daveti, seçim çalışmaları için o şehre gelen partili Cumhurbaşkanının katılımı için STK'larca yapılıyor. Yani o iftar yemeği konuşmalarında siyasi konuşmaların yapılacağı aşikar. Komutanın protokol ve resmi görevleri kapsamında bulunması gereken bir davet değil. Yani kolaylıkla ilgili kanun ve tüzükleri hatırlatarak katılamayacağını bildirebilir. Çünkü o seviyedeki bir asker bir komutan bu basit öngörüde bulunmak ve en baştan bu iftar yemeğine katılmayacağını bildirerek duruşunu net belli edecek cesarette olmalıdır.
 
Bunu yapmıyorsa katılacağı bu iftar yemeğinde partili Cumhurbaşkanının rakibini eleştirmesini alkışlamayı baştan kabul etmiş oluyor. Böylece üstünde üniformasıyla siyasete merhaba diyor... Onun altındaki komutanların/askerlerin de onu görüp başka etkinliklerde aynısını tekrar etmeleri hiç de sürpriz olmayacaktır... 
Seçim sürecinde olunmasa bile böyle bir etkinlikte partili cumhurbaşkanının siyasi konuşmalar yapacağı aşikar...
 
Şimdi konu generalin  siyasi bir etkinlikte partili cumhurbaşkanı adayının rakibin eleştirdiği konuşmasını alkışlamasının doğru olup olmadığı düzleminde yani sorunun ana nedeni üzerinde tartışılmaktan çıkarılıp başka bir düzleme taşındı. Bu da eleştirilen cumhurbaşkanı adayının "o generalin apoletlerini sökeceğim" söylemi üzerinden tartışılmasıdır. Evet bu konu da tartışılabilir ama krizin çıkış noktasının üstü örtülmemelidir. Bir kişinin önceki görevlerinde başarılı olması ya da görevlerini iyi yapması sonrasında kanun/tüzükleri ihlal etmesine göz yumulmasına izin vermez. Böyle olursa hemen hemen herkesin hata ve ihlallerine göz yumması gibi bir durum yaratır ki bu kamu düzenini ve kurumların işleyişini bozar. Hele bir de böyle kanun/tüzük ihlali yapan ve hoş görülmesi istenen kişi üst düzey birisiyse onun davranışlarının astlarınca tekrar edilmesi gibi bir durum oluşacaktır ki devlet işleyişinde buna izin verilmesi mümkün değildir.
 
Sonuç; Ya Cumhurbaşkanı partili olmayacak ya da askerler görevleriyle ilgili olmayan bu tür etkinliklere kesinlikle katılmayacak. Her ne kadar iki seçenek varmış gibi yazsam da aslında başkomutan olacak Cumhurbaşkanının partili olmaması tek seçenektir.  Çünkü partili Cumhurbaşkanı değişik gerekçelerle ziyaret ettiği askeri birliklerde ya da askerlerin de bulunduğu kurumsal toplantılarda da partisinin politikalarıyla ilgili konuşmaktan kendini alamıyor.
 
Bu nedenle, askeri-sivil ilişkileri ile askerin siyasetteki rolü tartışmalarını başlatan, daha da önemlisi askerin siyasallaşması tehlikesinin su üstündeki görünen yüzü olan bu son olayın çözümünde ilk adımı da bu tartışmaları başlatan, alkışlayan general atacak, hatasını telafi edecek, bırakacak...

Yoksa; Balkan felaketinin yeni bir versiyonu kapımızı çalar...
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.