18.10.2018

ATATÜRK’Ü İNKAR EDENLER KAYBEDECEK!

Türkiye’yi yöneten iktidarın temsilcilerinin geçmiş 16 yıldaki söylemlerinde sıkça kullandıkları söylemlerden biri de devletin ve geçmişteki hükümetlerin inkarcı politikalarını reddettikleri olmuştur. İçeriği boş olan, dayanaksız bu söylemlerin asıl hedefi tabi ki ana muhalefetteki partinin tek parti dönemindeki uygulamaları üzerinden bazen muhafazakar kesime bazen de Kürt kökenli kesime mesajlar vermekti.

Ancak aynı iktidarın temsilcilerinin özellikle son 5-6 yılda artan bir şekilde Atatürk’ü yok sayan, Atatürk’ün yaptıklarını görmezden gelen, adını anmaktan kaçan yani Atatürk’ü inkar eden bir söylemi içinde oldukları görülüyor. Bunun en sık rastlananı Atatürk’ten bahsetmekten zorunda kalındığında Atatürk demeyip “Gazi” veya “Mustafa Kemal”  veya “Gazi Mustafa Kemal” denilmesidir. Bunu yaparak hem Kurtuluş Savaşı dönemiyle Türkiye Cumhuriyeti dönemlerini birbirinden ayırıyorlar hem de Türkiye Cumhuriyetini kuran Mustafa Kemal Atatürk’ü kabullenmedikleri gibi algılanacak bir mesaj veriyorlar. Ayrıca sanki Gazi Mustafa Kemal ile Atatürk farklı iki kişiymiş algısı yaratıp Gazi Mustafa Kemal Atatürk gerçeğinin üstünü örtmek istiyorlar. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk milletinin kalbine kazındığını bile bile bundan sonuç beklemek ise imkansızı istemekten farklı değildir.

Bundan daha absürd olanı Gazi Mustafa Kemal adını Türk milletinin yüreğine yazan olayları anlatırken o olayın bir numaralı kahramanı Gazi Mustafa Kemal’den ya hiç bahsedilmemesi ya da sanki olaydaki sıradan bir kişiymiş gibi bahsedilmesidir. Geçmiş yıllardaki açıklamalarda söylemlerde bunun çokça örneği var. Son örneklerini bu yılki 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile 18 Mart Çanakkale Zaferi kutlamaları kapsamındaki etkinliklerde TBMM Başkanının konuşmalarında bir kez daha gördük.

Birinci Meclis’teki törenlerde TBMM’nin kuruluşuna giden süreci anlatırken bu sürecin Mustafa Kemal Atatürk’ün planlamalarının değil de sanki başkaları düşünmüş yapmışlar ve O’nu da Kongre, Temsil Heyeti ya da Meclis Başkanlığına getirmişler gibi anlatıldığını gördük. TBMM’deki özel oturumda ise TBMM Başkanının bırakın Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptıkların bahsetmesini sadece Meclis’in birinci başkanı olarak bile adını anmaması anlaşılır ve kabul edilebilir değildir.  Yine Kurtuluş Savaşının önsözü olan Çanakkale Zaferi etkinliklerinde Çanakkale anlatılırken Anafartalar, Conkbayırı gibi yerlerde ve anlarda Türk tarihinin akışını değiştiren, düşmanın savaşma azim ve iradesini kıran kararlarla savaş sanatının en güzel örneklerini vererek tartışmasız kahraman ve lider olarak ortaya çıkan Yarbay Mustafa Kemal’i anmamak tarihi inkar etmektir, vicdanı terk etmektir.

Bunu böyle yapanlar aslında çok iyi biliyor ki “geldikleri gibi giderler” deyip düşmanı İzmir’de denize döken, Samsun’da bağımsızlık ateşini ateşleyip Amasya Tamimini yayınlatan, Sivas’ta Erzurum’da kongrelerin düzenlenmesini, millet iradesini kutsal saydığı için milletin egemenliğinin vücut bulduğu TBMM’nin açılmasını planlayan ve sağlayan Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bütün bunları yaparken yani Kurtuluş Savaşını sevk ve idare ederken aslında aynı dönemde demokratik, laik, hukuk devleti olarak tasavvur ettiği ve temellerini ona göre belirlediği Türkiye Cumhuriyeti’ni aklında çoktan kurmuş olan, Kurutuluş Savaşı devam ederken savaş sonrasındaki Türkiye Cumhuriyeti’nin eğitim ve ekonomi politikalarını düşünen kişi aynı kişidir. “Mustafa  Kemal,  Atatürk’tür”, “Atatürk, Mustafa Kemal”dir, yani o kişi “Mustafa Kemal Atatürk”tür.

Atatürk’ü inkar edenler kısa vadede kazandıklarını sanabilirler ancak bu sabun köpüğüdür ve boş bir hayaldir. İlelebet payidar kalacak ve Atatürk’ün en büyük eserim dediği Türkiye Cumhuriyeti’nde Atatürk’ü inkar edenler hep kaybedecektir. Çünkü; “Atatürk Türkiye’dir”, “Türkiye Atatürk’tür”.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.