16.11.2018

Afganistan'da Seçim Sancıları

2018 yılı Afganistan siyaseti adına, sadece güvenlik koşullarının daha da kötüleştiği yıl olması açısından değil, aynı zamanda ülkede yabancı askeri varlığının arttığı koşullarda genel seçimlerin yapılacağı yıl olması açısından da önemli.

Geçtiğimiz Nisan ayında genel seçimlerinin 20 Ekim 2018 tarihinde yapılacağı açıklandı; dolayısıyla öngörülemeyen bir durum yaşanmaz ise Afgan halkı Ekim ayında 249 sandalyeli Ulusal Parlamento’da (Wolesi Jirga) yer alacak vekillerini seçecek. Bu genel seçim aslında 2015 yılında yapılmalı idi ama güvenlik koşulları gerekçe gösterilerek ertelenmişti. Bu noktada güvenlik koşulları nedeniyle ertelenen 2015 seçimlerinin, güvenlik koşulları daha da kötüleşiyor olmasına rağmen, 2018’de yapılacak olmasının nedeni merak uyandırıyor. Basında Afganistan hükümetinin seçim kararı almasının asıl nedeninin dış faktör olduğu, yani Batılı devletlerinin Afgan yönetimine seçim yapılması konusunda baskı yaptığı yönünde bilgi ve haberler var. Taliban’ın şiddet eylemlerini artırdığı,  üstelik IŞİD’in de Afganistan’a yerleşmeye başladığı koşullarda, yıllardır seçim erteleyen yönetiminin seçim kararı alması dış baskının bu kararda rolü olduğunun bariz işareti zaten.

Ancak Afganistan’da seçim öncesi süreç oldukça sancılı geçiyor.  Neden?

Seçim öncesi sürecin sancılı geçeceğinin ilk işareti yeni kimlik kartlarının dağıtılacağının açıklanması ile başladı. Seçim güvenliğinin temini amacıyla dağıtımına başlanan yeni kimlik kartları, Afgan siyaseti içinde tartışma yarattı ve yeni kimlik kartlarının formatının tek taraflı karar ile belirlendiği ve halkın desteğini almadığı yönündeki görüşler ifade edilmekte. Özellikle yeni kimlik kartlarında yer alan “Afgan” tabirinin etnik tansiyonu yükselteceğine dair iddialar mevcut ve bu iddiaların nedeni ise “Afgan” tabirinin doğrudan ülkede çoğunluk olan Peştunları ifade etmesi nedeniyle diğer etnik unsurları dışlıyor olduğuna yönelik itirazlar. Afganistan’ın etnik çeşitliliğe sahip bir ülke olduğu açık, bu nedenle yeni kimlik kartlarını destekleyenler açısından kimlik kartlarındaki “Afgan” tabiri ulusal birliğin sağlanmasına yönelik; ancak itiraz edenler açısından ise yeni kimlik kartları ülkede Peştun hâkimiyetinin kanıtı niteliğinde ve kartta yer alan “Afgan” tabiri için ulusal düzeyde bir uzlaşma sağlanmış değil.

İkinci mesele seçmen kayıt merkezlerine yönelik saldırılar. Afganistan adeta seçimle ilintili şiddet sürecine evrilmekte. Birleşmiş Milletler tarafından açıklanan verilere göre seçim kayıt merkezlerine yönelik saldırılar nedeniyle en az 86 kişi hayatını kaybetti. Saldırıların arkasında Taliban ve IŞİD olduğu bilinmekte. Bu iki örgütün seçmen kayıt merkezlerine saldırılar gerçekleştirmelerinin nedenleri nedir? Uzmanlar Taliban ve IŞİD’in ülkede seçimlerin gerçekleştirilmesini istemediklerini, çünkü demokrasiyi kendi hedefleri karşısında engel olarak gördüklerini belirtiyorlar. Bu açıklama doğru olabilir ama yetersiz; zira Taliban ve IŞİD ayrıca Afganistan hükümetinin ülkeyi yönetmekte, güvenliği sağlamakta yetersiz olduğunu kanıtlamak ve hükümetin ve aldığı kararların halk nezdinde meşruiyetini zayıflatmak niyetinde.  Peki bu örgütlerin hükümeti zayıf/etkisiz göstermekteki asıl niyetleri ne olabilir? Bu noktada Afganistan’da hükümeti Batı’nın kuklası olarak nitelendirenlere işaret etmek gerekir; zira bu bakış açısına sahip olanlar için hükümeti zayıflatmak aynı zamanda Batı’nın Afganistan’daki varlığını da zayıflatmak demek; Afganistan halkının nazarında yabancı varlığının gereksiz olduğunu kanıtlamak demek; seçimler yapılsa da yapılmasa da ülkede yabancı asker bulunduğu müddetçe ülkeye barış gelmeyeceğine işaret etmek demek.

Seçim sürecinin sancılı geçiyor olmasının diğer bir nedeni ise seçmen kayıt sürecine ve Bağımsız Seçim Komisyonu’nun çalışmalarının usulsüz olduğuna dair iddialar. Bağımsız Seçim Komisyonu’nun seçmen sayısını olduğundan fazla gösterdiğine yönelik iddialar ileri sürülmekte. Seçim Komisyonu yasadışı silahlı gruplarla ilişkisi olduğu gerekçesiyle otuzdan fazla ismi genel seçimler aday listesinden çıkardı ve aday listesinden isimler çıkarılması başkent Kabil’de protesto gösterilerine sebep oldu. Bu süreçte Bağımsız Seçim Komisyonu Başkan vekilinin istifa etmesi ve yerine yeni bir ismin atanması dikkat çekti.[1] Ayrıca seçim sürecinin şeffaf olmadığına dair iddialar kapsamında seçimi boykot etme tehdidinde bulunan bir de siyasi parti bulunmakta: Jamiat-e-İslami. Jamiat-e-İslami seçim sürecinde şeffaflık sağlanmazsa seçimlere katılmayacaklarını açıklamakla kalmadı, ayrıca seçime katılmama durumlarında gerekli adımları atacaklarını, geçici hükümet ilan edeceklerini belirtti. Parlamento içinden de seçim sürecinin şeffaf işlemediğine dair eleştiriler gelirken, bazı vekiller hükümetin özgür ve adil seçimler yapma gibi bir niyeti olmadığını ileri sürüyor.

Afganistan genel seçim öncesi sancılı bir sürecin içinde iken Bağımsız Seçim Komisyonu başkanlık seçimlerinin genel seçimlerden altı ay sonra yapılacağını açıkladı; bunun anlamı genel seçimler atlatıldıktan sonra da Afganistan’ın sancılı seçim sürecinden çıkamayacak olması demektir.   
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.