MUTLULUK / Hüseyin Özlük
21.08.2018

MUTLULUK

Asya’da maymun yakalamak için hazırlanmış bir tuzak çeşidi vardır. Bir Hindistan cevizi oyulur ve bir iple kazığa bağlanır. Hindistan cevizinin alt kısmı ince bir şekilde yarılır ve içerisine tatlı bir yiyecek konulur. Bu yarık sadece maymunun eli açıkken sokacağı bir şekildedir. Yumruk yaptığında eli dışarı çıkamaz. Maymun tatlı yiyeceği almak için elini yarığa sokar. Yiyeceği aldıktan sonra elini yumruk yapar. Yumruk şeklindeki elin oradan çıkması olanaksızdır. Avcılar geldiğinde maymun çılgına dönmüş bir haldedir. Avcılar onu tutsak eder. Aslında bu maymunu tutsak eden hiçbir şey yoktur. Onu sadece kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. Yapması gereken tek şey, yiyeceği bırakıp elini açmasıdır; ama zihninde aç gözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görünür.

Bizleri tutsak eden aç gözlülüğümüz, arzu ve isteklerimiz yok mudur?

Arabamız varken, son model başka bir arabaya sahip olmak,

Toplu taşıma araçlarını kullanmaktan itina ile kaçınmak,

Bir evimiz varken, bir daha bir daha olsun demek,

İhtiyacımız yokken, çok geniş evlere sahip olmak,

Yılda bir kez gideceğimiz yazlıklara sahip olmak,

Dolabımız elbise, ayakkabılığımız ayakkabı doluyken yenilerini almak,

Son model cep telefonu ve modern teknolojiyle donatılmış bilgisayar sahibi olmak,

Bir yerine birden fazla cep telefonu ve gsm oparatörüne sahip olmak,

Seyretmediğimiz dev ekran televizyonları duvarlarımıza asmak,

Oturamadığımız son model koltuklarla salonları doldurmak,

Parfüm şişeleri ve kozmetik ürünlerle makyaj masasını doldurmak,

Yiyemeyeceğimiz kadar yiyecek alıp, sonra da onları çöpe atmak,
 
Bunları daha uzatabiliriz. Nihayetinde, bu ve buna benzer aç gözlülüğümüz, arzularımız ve isteklerimiz olduğu halde, bunları yerine getirdiğimiz oranda, acaba mutlu muyuz? İşimizi rahatlıkla yaptığımız ürünlerin yenilerini almak mutlu ediyor mu bizleri? Yenilediğimiz arzularımız, ne zamana kadar mutlu edecek? Her gün yenilen ürünlerin hangi birisini alarak mutlu olacağız?

Dünya kendisini yiyip bitiriyor. Ülke ekonomileri dibe vurdu vuracak. Türkiye ise ekonomik sıkıntılarla boğuşmakta. Döviz aldı başını gidiyor. Kullandığımız hemen hemen her türlü eşya, tükettiğimiz gıdaların birçoğu, yurt dışından geliyor. Dövize bağımlıyız. Bizleri körlüğe mahkum eden aç gözlülüğümüze, arzu ve isteklerimize dur demenin vakti geldi geçiyor bile. Kendimizi mutlu edecek başka şeyler, hayatımızı renklendirecek olgular bulmamız gerekli. İşe elimizde fazla bulunan ve ya gereksiz eşyalarımızı, ihtiyacı olanlara vermekle başlayabiliriz. Akşam yemeklerini ailemizle beraberce sohbet ederek geçirebiliriz. Telefonu elimizden bırakıp, evlatlarımızı, sinema, tiyatro gibi aktivitelere götürebiliriz. Kısaca, aç gözlülüklerimizi bırakıp, bizi biz yapan değerlerimizle mutluluğu arayıp gerçek mutluluklarımızı keşfetmeye başlayabiliriz.
 
 
 
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.