25.09.2018

ÜÇLÜ BLOK GELİYOR

Dünya, bloklaşmanın önüne geçemiyor, geçemeyecekte. SSCB’nin dağılmasıyla birlikte, bloklar yıkılmış ve dünya Amerika’nın denetimi altına girmiş gözüküyordu. Aslına bakılırsa, SSCB’nin yıkılması, yeni bir bloklaşmanın başlangıcıdır. Tarih sayfalarını çevirdikçe, dünya, kaçınılmaz sona doğru koşar adımlarla ilerleme kaydetmekte ve yeni bir bloklaşma oluşmaktadır. Bu yeni bloklaşmanın son noktası, belli ki devletlerin Suriye politikalarıyla şekil kazanacaktır. Amerika, 2010 yılında başlattığı Arap Baharı operasyonlarıyla, BOP’ u gerçekleştirerek bu bölgede hakimiyetini kalıcı hale getirmeye uğraş vermiş, Suriye’nin BOP kapsamında parçalara ayrılmasında çeşitli yanılgılara düşmüştür. Esat rejiminin yıkılabilmesi için, başta PKK olmak üzere Kürt ve terörist guruplarına destek vermiştir. Avrupa devletleri, bu bölge ve Akdeniz çanağındaki petrol rezervlerini Amerika’nın tek başına hakim olmasına rıza göstermediğini her fırsatta dile getirmeye başlamıştır. Avrupa Devletleri zaman zaman açık ve el altından bölgede faaliyet gösteren terörist guruplarına desteklerini esirgememiştir. Rusya, Çin ve İran’ın desteğini alıp, bu bölgede ağırlığını hissettirerek, oyun kurucu bir devlet haline gelmiştir. Ruslar, Libya’da yaptıkları yanlışı Suriye’de tekrar etmemek için Esat rejimine tam destek vermiştir.
Suriye sorununu çözme becerisini gösteren devlet ve devletler, yenidünyanın şekillenmesinde öncülük etmeleri kaçınılmazdır. Uzun soluklu bir süreç olmasına rağmen, bu bölgede sonuç alan devletler, yakın bir tarihte dünyanın para politikalarını da belirleme şansını ellerinde tutacaktır. Amerika’nın doları mı, Avrupa’nın eurosu mu, Rus ve Çin’in yerli paraları mı? Bunu zaman gösterecektir.
Dünyanın gözü kulağı bu bölgedeyken, soru şu: Türkiye bu üç bloğun hangisinde yer almayı düşünmektedir.
Uçağını düşürdüğü Rusya’nın ve kardeşim Esat’ken, Eset olanın yanında mı?
Rahibini tutukladığı ve PKK’ya destek veren Amerika’nın yanında mı?
Ey Almanya, ey Fransa, ey Hollanda dediği Avrupa’nın yanında mı?
Anlaşılan işimiz zor. Amerika bölgedeki devletlerin bir çoğu ve PKK ile; Rusya, Çin ve İran ile; Avrupa devletleri birbirleriyle sırt sırta vermişken, Türkiye’nin yanında hiç kimse kalmadı. Türkiye, izlediği stratejik derinlik politikalarıyla, kendi kendini yalnızlaştırdı. Bu yalnızlıktan kurtulmanın tek bir yolu var. Yavru Vatan Kıbrıs’a sahip çıkmak, Türkiye’nin güvenliği, geleceği ve bu bölgede tutunabilirliği, izleyeceği Kıbrıs politikasına bağlı. Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözlerini unutmayarak, çarenin ve kurtuluşun yine onda olduğunu bir kez daha hatırlamak gerekmektedir.
‘’Efendiler, Kıbrıs, düşman elinde bulunduğu sürece ikmal yollarımız tıkanır. Kıbrıs’a dikkat ediniz. Bu ada bizim için çok önemlidir.’’
 
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.