17.11.2018

“AÇILIM”IN ARTİSTLERİ

‘’Megri megri’’den ‘’yaylalar yaylar’’a bir dönüşümün anatomisi!
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve bir grup sanatçı askerimize moral vermek amacıyla Hatay’a gittiler.
Gece-gündüz demeden, zor bir çoğrafyada, zor bir iklimde terör örgütü ve destekçisi ABD’nin hendeklerine, tünellerine, füzelerine, mayınlarına, silahlarına rağmen Mehmetçiğimiz şehitler vererek Afrin’e kontrol altına aldı.
Elbette Mehmetçiğimize moral vermek güzel bir düşünce ancak asıl dikkatimi çeken konu, Cumhurbaşkanı’nın  ve Genelkurmay Başkanı’nın yanında gördüğüm bazı isimler oldu. Bu grubun geçmişte verdiği resimleri düşündükçe “sizin vereceğiniz moral eksik olsun” demekten kendimi alamadım. Hatta, ben oradaki Mehmetciklerden biri olsaydım eğer, değil moral bulmak  “siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz” derdim.

BU SANATÇILARI BİR YERDEN HATIRLIYOR MUSUNUZ?

Mesala İbo...
Yaylalar yaylalar diye herkesi coşturuyordu.
Aynı  Tatlıses birkaç sene önce Şivan Perver’e sarılırken “Megri… Megrii” diye PKK yandaşlarını, açılımcıları coşturuyordu.
Mesala Hülya Koçyiğit…
Mehmetçiğe moral vermeye gitmiş…
Bu Hülya Koçyiğit, “açılım” sürecinde “âkil adamlar” listesinde değil miydi?
Evet, hem de büyük mutlulukla… Ne yapacaktı Hülya Hanım…
Marmara bölgesinde “neden PKK ile anlaşmaya varmamız gerektiğini” anlatacaktı. Marmara halkını ikna edecekti…
Peki ya yüzyıllık Orhan Baba, Orhan Gencebay?
Karadeniz heyetindeydi kendisi. Karadeniz’e gidecekti…Milliyetçi Karadeniz halkına “PKK’nın ne kadar da barış yanlısı’’ ve ülkemizin geleceği için önemli bir “dernek” olduğunu anlatacaktı…
 Şimdi biz hangisine inanacağız?
PKK’yı Anadolu halkına “barış derneği” gibi göstermek için görev alan Hülya Koçyiğit’e mi?
‘’Akil adamlar listesinde görev almak benim için onurdur” diyen Orhan Gencebay’a  mı?
“Megri, megri” diyen İbrahim Tatlıses’e mi yoksa “yaylalar, yaylalar, Afrin’i dolaş da gel, baktın hoş değil Menbiç’i dolaş da gel ” diyen İbrahim Tatlıses’e mi?
 “Açılım” sürecinde  “kardeş kanını durduranın ben elini öperim” diyerek,  belini kırma pahasına ikide bir Erdoğan’ın eline hamle yapıp, fotoğrafa girmeye çalışan Yavuz Bingöl’e mi?
Yoksa “Vatanına göz dikeni ez oğul” diyen Yavuz Bingöl’e mi?
Hangi Yavuz’a?
Evet…Sanatçı olmak zordur…
Ama sanatçı kalmak ondan da zordur…
Dizide rol kapmak, TRT’den iş kapmak, damadına ihale kapmak, belediyeden konser kapmak...
Efendim, sanatçının bir “duruşu” olamaz mı,siyasi görüşü olamaz mı?
Elbette olur...Her birey gibi onların da en doğal hakkı bu.
Duruşu da olur, kişiliği de, kimliği de…
Tabii bir siyasi fikri varsa…. İnandığı bir değer varsa….
Ama pusulasının ibresi hep gücü ve iktidarı gösteriyorsa, her rüzgara göre eğiliyorsa, nedense fikirleri hep iktidara göre şekilleniyorsa o zaman kendisine  iktidarın ‘’artisti’’ denilmesine bozulmayacak.
Kadınların tiyatro sahnesine çıkmasının sansürlenmediği, sanatçıların politik kaygı duymadan  özgürce sanatlarını icra ettikleri bir Türkiye hayali ile…
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Muhittin6 ay önce
ağzına yüreğine sağlık kardeşim
Hasan Demirbağ6 ay önce
mükemmel bir yorum; her cümlesine katılıyorum. tebrikler.
Mehmet Okur 6 ay önce
ağzınıza sağlık aynen katılıyorum çok doğru söylemişsiniz