14.12.2017

KOZMİK BOĞA

Boğa İmgesi, bilinen en eski yazıya geçirilmiş mitoloji olan Gılgamış destanında konu edilir. Yarı Tanrı yarı insan Gılgamış yenilmez bir kahraman ve savaşçıdır. Gılgamış’a aşık olan Tanrıça İştar, onunla evlenmek ister fakat Gılgamış onu reddeder. Onuru kırılan İştar, Tanrı Anu’dan Gılgamış’ı öldürmek için bir “Boğa” yaratmasını ister. Tanrıça İştar’ın isteği ile Tanrı Anu bir “Gök Boğası” yaratır. Gök Boğası Gılgamış’ın kenti olan Uruk’a saldırır. Fakat Gılgamış’ın arkadaşı Enkidu Boğanın kuyruğundan tutar, Gılgamış kemerinden çıkardığı kılıcını Boğanın ensesine saplar ve öldürür.  


Resim1: Gılgamış ve arkadaşı Enkidu’yu gösteren silindir mühür. Enkidu Boğanın kuyruğundan, Gılgamış ise Boğanın boynuzundan tutmuş bıçağını onun ensesine saplıyor. Enkidu Perseus Takımyıldızı, Gılgamış Orion Takımyıldızı ve Gök Boğası ise Boğa Takımyıldızının yersel arketipleridir. İştar ise Venüs ile ilişkilendirilir.
 
Aslına bakarsanız sanatın ve mitolojinin kaynağı gökyüzüdür. Psikanalist C. G. Jung ilk imge ve ilk arketiplerin, gökyüzünde eril ve dişil nitelik verilen, gezegenler ve takımyıldızlar olduğunu söyler. İlk Tanrılar, Tanrıçalar ile ilk kahramanlar, gökyüzündeki takımyıldızlar ve gezegenler ile eşleştirilir.  Jung’a göre, bilinçaltına gelen bu Tanrısal enerji çeşitli mitolojik anlatılarda ve ikonografilerde görünür hale gelir.  Dinler tarihi uzmanı M. Eliade’ya göre gezegenler ile takımyıldızlar ve bunların döngüleri, doğrudan beyin zarını etkiler ve mitolojik yaratıların ortaya çıkmasına neden olur. Eliade mitleri, yersel ve göksel simgeler vasıtasıyla, Tanrının tecelli etmesi olarak görür. Mitolog Campbell, Campbell, mitolojileri, kutsal ay ve güneş kralının, hiyerarşik gezegensel devletin ve dünyayı düzenleyen feleklerin simgesel şenliklerinin pandomimi olarak niteler.
 
Dolayısıyla en arkaik sanat eserleri “Gökyüzünün Resmidir”. Göksel cisimlerin döngüleri mitolojik ve masalsı bir biçimde, yazılı ve görsel sanat eserlerine yansır. Göksel cisimlerin şekilleri, alegorik olarak, yersel varlıkların bedeninde hayat bulur.
 
Orion Takımyıldızı çeşitli kültürlerin mitolojilerinde, daima göklerin koruyucusu, avcı, savaşçı, kahraman olarak bedenlenmiş ve  yarı Tanrı yarı insan şeklinde düşünülmüştür.
 
Campbell’e göre, çeşitli mitolojik anlatılarda Tammuz, Dumuzi, Osiris, Attis, Adonis, Dionysos, Thor, Odin’in gökyüzündeki karşılıkları Orion Takımyıldızıdır.
 
Orion Takımyıldızı ve Boğa Takımyıldızı, gökyüzünde karşılıklı konumdadır. Arkaik insan zihninde, Orion Takımyıldızı elinde bir savaş aleti ile Boğaya saldıran kahraman gibi hayal edilmiştir. Dünya üzerinde farklı coğrafyalarda yaşayan insanlar, kendi kültür ve geleneklerine uygun biçimde, fakat benzer Orion mitleri üretmiştir. Kahramanlara verilen isimler değişebilir, ancak mitolojik senaryo değişmez. Campbell’ın dediği gibi, “Aynı gökyüzüne bakan insanlar, aynı ve benzer mitolojileri üretir”.
 
Boğa ile güreş, boğa ile savaş ya da boğa öldürme vb. mitler, Boğa arketipinin Tanrıyla ve Ata ile özdeşleştirilmesi ve arkaik dönemde boğa tapımı ile bağlantılı görülür. Boğa ile savaşan kahraman, aslında babasının elindeki gücü elde etmeye çalışan oğuldur ve atasını alt ederek iktidara sahip olmak ister.
 
Ünlü Macar antropolog ve psikiyatrist Geza Roheim'e göre arkaik çağlarda ölen ya da öldürülen her şey “Baba” olur. Freud'a göre Oidipus Kompleksi, erkek çocuğun anneye duyduğu sevgiden dolayı babayı öldürme isteği olarak açıklanır. Freud bu Kompleksi Oidipus Mit'yle açıklar. Baba öldürme, arkaik dönemlerde, yaşanmış gerçek olaylardır ve mitolojilerde de sıkça rastlanır. İnsan ile boğa arasındaki mücadele, bilinçaltında baba ve oğul arasındaki mücadeledir.
 
Musevi mitolojisinde Hz. Yakup, boğa Tanrı Ba’al, (El, Ella, Ellah) ile güreşir ve onu yener. Tanrı ile güreşinden sonra iktidarı ele geçiren Yakup’a “Tanrıyla Güreşen” anlamında “İsra-El” adı verilir. El ya da Ba’al Boğa demektir.
 
Gılgamış ve Yakup’un Yunan mitlerindeki eşdeğeri Herkül’dür. Yunan mitolojisinde Herakles, Roma mitolojisinde Herkül adı ile anılır.  Eski yıldız haritalarında  Orion Takımyıldızı,  Herkül’ün boğa ile savaşı şeklinde gösterilir.
Yarı Tanrı yarı insan olan bu kahraman, Miken kralının kızı Alkmene ile Tanrı Zeus’un oğludur. İşlediği günahlardan arınmak için yapması gereken 12 görevden 7.’si, Girit’e gidip Poseidon’un Minos’a gönderdiği azgın Girit Boğası’nı getirmektir. 12 sayısı elbette kozmolojik bir sayıdır ve güneşin bir yıllık döngüsünde uğradığı takımyıldızları ifade eder.
 


Resim2: Gerard van der Gucht’un yaptığı Herkül ve boğa resmi. 18.yy. Ve Johann Elert’in Herkül figürü olarak gösterdiği Orion Takımyıldızı. İkisi de yırtıcı hayvan postlarıyla ve ellerinde sopa tutar şekilde gösterilmiş.
 
Herkül ikonografilerde aslan postu giymiş bir kahraman olarak gösterilir. Elinde bir sopa taşır ve bu sopa ile mitolojik varlıklarla savaşır. Bazen elinde kılıç tutar ve özellikle kemerli olarak resimlenir. Alnitak, Alnilam ve Mintaka adı verilen üç yıldız, Orion’un kemeri olarak bilinir. Orion ile özdeşleştirilen mitolojik kahramanların kemerleri, görsel sanat eserlerinde ve söylencelerde özellikle vurgulanır. Kemerini oluşturan 3 yıldızın altında bulunan Orion Bulutsusu ise, onun kılıcıdır. Herkül bazen Orion gibi ok ve yay tutar vaziyettedir.
 
Norse mitolojisinde Thor Orion ile özdeşleştirilir. Thor ikonografilerde “OX” yani öküz ile savaşır. Bu elbette “Taurus” yani boğa takımyıldızıdır. Thor’un Orion ile benzerlik gösteren en önemli aksesuarı, giydiği zaman gücüne güç katan altın kemeri ve elindeki çekicidir.
 

Resim3: Tanrı Thor’un Öküz ile savaşını gösteren bir gravür.
 
Prof. Dr. Bazin, eski Türklerin türeyiş mitolojilerinde, biri ata kurt diğeri ata boğa üzerine kurulu, ikili kökeni yansıtan farklı iki gelenek olduğunu söyler. Kırgızlar atalarının bir boğanın soyundan geldiklerini anlatır. Oğuz’a adını veren ata, bir boğadır. Oğuz kağan mavi bir boğa suretinde gösterilmiştir. Oğuzname de Oğuzun yüzünün mavi tasvir edilmesi onun göksel kökenli bir kağan olduğunu gösterir. Prof. Bazin ise Oğuz’u “Genç Boğa” olarak tanımlar.
 

Resim4: 14. yüzyıl Uygur Türkçesi ile yazılmış Oğuzname.
 
 Türkler, atalarının ve kağanlarının gökten geldiğine inanır. Onlar gök ve yerin doğurduğu, güneş ve ayın kut verip tahta geçirdiği kağanlardır. Türk boylarının kullandığı Tamga adı verilen özel işaretler, sancak ve tuğlar dahi kozmolojiktir. Tamgaların büyük bölümü gezegen işaretleri ve takımyıldızların stilize edilmiş izdüşüm çizimleridir. Tamga, sancak, tuğ o boyun ortak ruhunu sembolize eder. 
 
Eski çağlardan beri “Boğa Takımyıldızı” mevsim döngüsü ve baharın başlangıcı ile alakalı görülmüştür. Türklerde de Hıdrellez Dönemi Olarak Kutlanmıştır. Yeniden doğuş mitolojilerinde boğa, tanrısal bir özellik kazanmıştır. Oğuz kağan destanında Ay, Oğuz’u doğuran Tanrı olarak sunulur. Ay burada dişil özelliktedir. Oğuz’a adını veren ata da bir boğadır. Bazin, eski Türklerde biri ata kurt, diğeri de ata boğa üzerine kurulu “ikili kökeni” yansıtan farklı iki gelenek olduğunu söylemiştir.
 
Ve Orion’un daima altın ya da sihirli bir kemeri vardır. Bu kemer takımyıldızdaki üç yıldız Alnitak, Alnilam ve Mintaka’dır. Oğuz Kağan’ın da altın bir kemeri vardır ve bir ayıyı bu hanlık altın kuşağı ile ağaca asar. Gergedandan kendini kalkanıyla savunur, kargısıyla öldürür ve kılıcıyla başını keser. Ava çıktığı bir gün, Ok ve Yay kullanarak sungur avlar. Türkler için savaşçı Alplerin kurşak kurşanma yani kemer kuşanma törenleri önemli bir erginlenme ritüelidir. Kemer Türklerde “erlik” simgesidir. İskandinav mitolojisinde adı geçen ve Orion Takımyıldızı ile eşleştirilen Tanrı Thor’un da kendisine güç veren sihirli bir kemeri vardır.  
 


 
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
ali selçuk.2 hafta önce
oldukça muhteşem bilgiler ve açıklamalar. tarihin derinliklerinden gelen mitolojik bilgilerin taaa kaynağına kadar ilginç şekilde inilip açıklanması muhteşem. nuray hanım sizi kutlar tebrik ederim.