22.09.2018

TANRI’NIN ASKERLERİ, ÜLKER’LER

“Gündüz Göğünde”, 2500 yıl önce “Bahar Ekinoksu” Ülker Takımyıldızı ve Güneşin birlikte doğuşu ile başlardı. Bu dönem Mayıs dönemiydi.
 
Bazin, Güneşe göre konumları, soğuk ve sıcak iki ana mevsimi belirleyen Ülker’i, Türk Astronomisinin kadim bir figürü olarak görür. Ülker’in ufuk çizgisinden, gündüz göğünde yükselmeye başlaması, Hıdrellez yani “Yaz” ve gece göğünde yükselmeye başlaması Kasım yani “Kış” mevsimini başlatır.
 
Türklerin kullandığı “Otağ” yani çadırlar, kainatın minyatür bir arketipiydi. Kubbesi “Gök Kubbe” idi ve gökyüzünü sembolize ediyordu. Türk otağ renkleri maviydi. Türkolog Eberhard’a göre, Türk otağlarının yuvarlak olan kubbesi 28 bölümlü idi. Her bir bölüm bir takımyıldızın izdüşümüydü. Bu elbette Ay döngüleri ile alakalıydı. Ay dünya etrafındaki dönüşünü 28 günde tamamlardı ve her bir takımyıldızda belli bir noktada konaklardı. (“Ay Menzilleri”). Türklerde Ay Menzilleri Ülker Takımyıldızı ile başlar.
 
Türk kozmolojisinde “Mayıs” ve “Kasım” ayları çok önemlidir. Göktürkler yılı iki mevsime ayırır ve yılda iki kez bu "Geçiş" dönemlerinde ritüeller yaparlardı. Bu "Mevsim Döngüleri", Yaz Tanrısı ve Kış Tanrısı adını verdikleri, iki Takımyıldızın, gece ve gündüz göğünde, ufuk çizgisinden yükselme zamanlarıydı ve onlar için çok önemli döngüsel zamanlardı. (Pars Takımyıldızı ve Ejderha Takımyıldızı). Mayıs ve Kasım aylarında (Boğa ve Akrep Takımyıldızları) yapılan bu ritüeller "Yeniden Doğuş" ve "Ölüm" ile alakalı törenlerdi. 6 Mayıs da ateşler yakarak Yaz Mevsimini, 8 Kasımda ise Kış mevsimini karşılarlardı.



Boğa Takımyıldızı ve Ülker Takımyıldızını gösteren bir petroglif. Altaylar.
 
Şamanlar yeni yılı karşılamak için ateş yakarlar ve ateşe şöyle seslenirlerdi.
 
“Otuz dişli ateş anam,
karanlık gecelerde bizi kötü ruhlardan koruyorsun.
Orağa benzeyen Hilal değişiyor, eski yıl gidiyor, yeni yıl geliyor.
Ülger yıldızı arkadaşın, bir Tanrıdan fermanlısın”.
 
Şamanlar Ülker Takımyıldızının konumuna göre Yeni Yıl’ı karşılardı.
 
Ülker’in gündüz göğünde Güneş ile birlikte yükseldiği dönem, Türklerin kadim takvimlerinin başlangıcı sayılırdı. Türkler hala bu yıldızı çok önemser ve her yıl Mayıs ayında ateşler yakarak Hıdrellezi kutlarlar.
 
Mayıs ayının yani “Hıdrellezin” diğer bir ismi ULU AY’dır. Ulu kelimesi “Luu” yani Ejderha kelimesinden türetilmiştir. Türkler “Gece Göğünde” yükselmeye başlayan Ejderha Takımyıldızı için, Mayıs ayında ateşler yakar ve Ejderhanın ağzından çıktığı düşünülen “Ateşe” öykünürlerdi. Ejderha Takımyıldızı “Yaz” mevsiminde, göğün ortasında tam tepede yerini alır ve yeryüzünü ısıtırdı.
 
Ülker Takımyıldızı uzun saçlı bir Türk Alp’i olarak düşünülür. Alp Yıldızı adı da verilen “Ülker”, “Anadolu Folklorunda” bir delikanlı, Venüs ise güzel bir kız olarak anlatılır. Gündüz göğünde, Venüs’ün Ülker Takımyıldızı ile kavuşması "Baharı" başlatır. 
 
Ülker’in gece göğünde, zirvede-tepede olduğu dönem, kış gündönümüdür. Ülker Takımyıldızının kocaman bir delik olduğu ve soğuk havanın buradan geldiği düşünülür.
 
Ülkerlere Yedi kandilli Süreyya adı da verilir. Türk minyatürlerinde cami kandilleri altında, Hz. Muhammedin miraç yolculuğunda meleklerle birlikte görünür. Ülkerler Türklerin öteki dünya anlayışında kutsal bir kavramdır. Aydınlığı, ışığı, yeniden doğuşu ifade eder.
 
Mehmet Akif Ersoy'un ne güzeldir Şehitlerimiz için yazdığı şiirde adı geçer. 
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,



Ülker Takımyıldızı, Türk askeri disiplininde, Kapan ya da Kepçe şeklinde olması, düşmanı tuzağa düşürmek için şeçilmiş diziliş şekli olarak benimsenmiştir.
 
Kaşgari’ye göre, Çeriğ asker demektir. Ülker Çeriğ "Savaş sırasında askeri birliklerin aldığı pozisyon" anlamında kullanılan bir tabirdir. Düşman askerlerini pusuya düşürmek için Türklerin arkadan yaptığı bir savaş taktiğidir. Bu bağlamda düşünüldüğünde Ülker Takımyıldızının izdüşüm çiziminin kapan ya da kepçe şeklinde olduğu görülür. Türk askerleri, düşmanı kapana kıstırmak ve tuzağa düşürmek için, Ülker yıldızı pozisyonu alır. Ülker sıra ve dizi demektir. Bu askeri disiplindeki sıralı diziliş anlamına da gelir. Ülkerlerin Güneş ile yükselmeye başladığı dönem, günlerin uzamaya başladığı, Gündüzün Geceye galip geldiği ya da mistik tabirle iyinin kötüyü yendiği dönemdir.
 


Sümer mitlerinde adı geçen Gılgamış, Humbaba, ve Enkidu. Yani, Orion, Medusa ve Perseus Takımyıldızları. Sıralı dizilmiş yedi küre Ülker Takımyıldızıdır. Onun yanındaki sekiz uçlu yıldız ise Venüs’tür.
 
 
Medusa Perseusun kafasını kestiği canavardır. Sümer mitlerindeki karşılı Humbaba’dır. Yukarıdaki 7 nokta Ülker Takımyıldızı ve sağındaki 8 uçlu yıldız Venüs’tür. Türkler Venüs’e “8 Yıldız” da der. Bunun nedeni Venüs’ün güneş ile kavuşum yaptığı ve döngüsünü tamamladığı sürenin 8 yıl olmasıdır. 
 
Kırgızlara göre Ay’ın kızı Venüs, oğlu Ülker idi. Türklerde Venüs’ün 7 kızı vardır. Bunlar yedi kız kardeş olarak bilinen Ülkerlerdir.
 
 

3500 yıl önceki bir Sümer tabletinde gösterilen Hexagram, Ülker Takımyıldızını ifade eder.
 
Ülker Takımyıldızı 3500 yıl önceki bir Sümer tabletinde, Hz. Süleyman’ın Mührü olarak bildiğimiz, Hexagram şeklinde yani 6 uçlu yıldız şeklinde gösterilmiştir.
 
Davut Yıldızı olarak bilinen bu sembol Ülker takımyıldızını ifade eder. Bu sembole Barbaros’un sancağında rastlanır. Eski denizciler, bu gruba “Yelken Açma Yıldızları” derler, ve denizciler yalnızca Ülker'in gözüktüğü dönemlerde denize açılırlar.
 
Türklerin takviminde Mayıs ve Kasım ayları yılı ikiye bölen özel aylardır. 6 uçlu yıldız yani Hexagram sembolünü Tekeoğulları Beyliği bayrağında, Barbaros’un sancağında, yeniçeri başlıklarının üzerinde, camilerde, mezar taşlarında, paraların üzerinde ve diğer sanat eserlerinde görebiliriz. . Çünkü arkaik toplumlar mevsim döngülerini, Mayıs ve Kasım aylarında ufuk çizgisinden yükselmeye başlayan, Orion Takımyıldızı ve Akrep Takımyıldızı döngüsüne göre ayarlardı.



Barbaros’un sancağındaki Hexagram Ülkerleri ifade eder.
 
 
Ülkerlerin “Meçin” adı verilen ve bir çok söylenceye neden olan “Bahar Böceği” ile de alakası vardır.
 
Kırgız’lar Altay destan üslubunda bu efsaneyi şu şekilde dizelere dökmüştür.

İnsanlari hep yermis, Meçin adli bir böcek, 

Hayatlara son vermis, çikmamis yok edecek, 

Yedi kardesler burcu, tüm göklerin Haniymis, 

Ati ile inegi, kendi kahramaniymis.
 
Inek yerlere inmis, böcegi delmis demis,
 
Büyük soguklar dinmis, havalar güzellesmis.
 
Böcegin bacaklari, çikmis göklere uçmus,

Yesilmis saçaklari, ülkeler en güzel burçmus. 

Yedi Hakan kardesler, bir parça asirmislar, 

Bunu duyan Ülkerler, pesine takilmislar. 
 


Boğa Takımyıldızı ve Ülkerler.
 
Bu Boğanın, (Boğa Takımyıldızı) dilinin altında Bok Böceği yani Mayıs Böceği olduğu düşünülür. Bu mitolojik ikonografik figür, Türklerin kadim takvimlerinin başlangıcı sayılan Ülker takımyıldızını da ifade eder. Ülker’lerin gündüz göğünde Güneş ile birlikte yükseldiği dönem, yaratılışın başladığı ve doğanın yeniden uyandığı dönemdir.



Mayıs Böceği kanatlanmış ve gökyüzüne yükselirken gösterilmiş. Bahar mevsimini başlatan ve Ülkerleri simgeleyen bu böcek, Mısır mitlerinde    Scarabeus olarak bilinir ve kutsal kabul edilir. Türk mitolojisinde ise adı Meçin’dir.
 
Altay Tatarları Ülker’in bir zamanlar dünyada yaşayan böcek benzeri bir hayvan olduğunu anlatır. Ama gökyüzündeki Öküz toynağı ile onu ezer. Ezilen hayvanın kalıntıları Öküzün toynağının arasından geçer ve gökyüzüne savrulur ve bunlar Ülkerin 7 yıldızını oluşturur. Buna Anadolu’da Meçin Yıldızı da denir. Meçin böceğe benzeyen bir hayvandır. Meçin  muhtemelen Mayıs Böceği adı ile anılan ve Güneşin Boğa takımyıldızında olduğu Mayıs aylarında yeryüzüne çıkan böcektir. Türkçe Ülker Takımyıldızı Öküzün (Boğa Takımyıldızı)  omuzunda olan takımyıldızlara verilen addır.
 
Bu böcek kadim Mısır dininde de kutsanır. Scarabeus adı verilen bu böcekler ışığı, gerçeği, yenilenmeyi, aydınlanmayı, yeniden doğuşu sembolize eder. Mısır mitolojisindeki ünlü Apis Boğasının dilinin altında bu böceğin olduğu varsayılır.



Ülker Takımyıldızını simgeleyen Mayıs Böceği, Venüs’ü simgeleyen beş uçlu yıldız ile kavuşumu baharı başlatır.
 
Bok Böceği adı da verilen bu böcekler yuvarladıkları küre şeklindeki hayvan dışkılarını yuvalarına taşır. Mayıs Böceğinin baharı başlattığı varsayılır. Ülker takımyıldızını simgeleyen bu böcek, Boğa Takımyıldızı ile birlikte anılır.
 
Görüldüğü gibi mitoloji, efsane ve masallar, insanoğlunun bilinçsiz yaratıları değildir. Söylencelerdeki arketipik simgeler anlamlıdır ve kozmolojik  bir olaya  tekabül eder.
 
Budist Türk çevrelerinde yılbaşı, Budha’nın doğumu kabul edilen 8 Mayıs günü, “Çeçklig Ay” adı verilen ayda kutlanırdı. Türk Budist takviminde çiçek açma zamanı yılbaşı sayılırdı. Göktürkler 6-8 Mayıs tarihlerinde çalılıkları ateşe vererek bu dönemi kutlardı. Günümüzde aynı tarihlerde Hıdrellez adını verdiğimiz bahar bayramını kutlarız.

 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.