19.10.2018

SEÇİM GÜVENLİĞİ İÇİN İTTİFAK ZAMANI

16 Nisan 2017 referandumunda yaşananlardan sonra, seçim güvenliği konusu Türk siyasetinin en öncelikli konusu haline getirilmeliydi. Maalesef muhalefet referandum sonrası süreçte bu kritik konuyu adeta unuttu, proaktif bir tutum sergileyemedi ve kamuoyunun dikkatini canlı tutamadı.

Halbuki, referandumda YSK tarafından mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılması yönünde alınan karar referandum sonuçlarının meşruiyetine gölge düşürmüştü. Başta Prof. Dr. Ümit Özdağ olmak üzere bazı siyasetçiler tarafından yoğun itirazlar yapılmasına rağmen, “Atı alan Üsküdar’ı geçti” anlayışıyla şaibenin üzeri örtülmüştü. Yaşanan bu durum, 16 Nisan akşamında kamuoyunun geniş kesimlerinden büyük tepki çekmişti. Kamuoyu, özellikle ana muhalefet partisinin duruma müdahil olmasını ve seçmenlerin hakkını sonuna kadar savunmasını beklemişti. Ancak, ana muhalefet partisi liderinin ve ön planda olan diğer siyasi figürlerin çekingen bir tavırla cılız tepkiler vermeleri kamuoyu tepkisini de söndürdü.
Referandumda gerekli tepkiyi ortaya koyamayan muhalefet, en azından referandumdan bugüne kadar geçen süreçte,  bir sonraki seçimlerde aynı durumla karşılaşmamak için inisiyatif almalı ve seçim güvenliği ile ilgili taleplerini kamuoyu gündemine taşımalıydı. Bu konuya ilgi ve hassasiyet gösteren tüm siyasi ve sivil yapıların ortak bir irade geliştirmeleri ve kamuoyunu harekete geçirmeleri sağlanmalıydı. Böylesine hayati bir konuda iktidar sıkıştırılmalı ve gerekli düzenlemeleri yapmaya zorlanmalıydı. Maalesef günlük siyasi tartışmaların boğucu gündemi arasında bunlar yapılamadı.   

Neticede, bu konunun muhalefetin ilgi alanına girmesi için, seçim güvenliği ile ilgili bazı yasal düzenlemelerin iktidar tarafından Meclis’e gönderilmesini beklemek durumunda kaldık. Farkında olmamız gereken çarpıcı gerçek şu ki; iktidar, Türkiye’yi güvenli bir seçimden daha da uzaklaştıracak bir tasarıyı hazırlayabilecek cesareti, muhalefetin pasif tutumu nedeniyle bulabildi.

Muhalefet, her zamanki gibi, yumurta kapıya dayandıktan sonra harekete geçti. Şimdi, söz konusu tasarıya reaksiyon göstererek iktidarı geri adım atmaya zorlayacaklar. Umarım “Atı alanlar Üsküdar’ı bir daha geçip” muhalefete tur bindirmezler.   

En azından tasarı henüz Meclis’ten geçmiş değil. Muhalefet acilen harekete geçmeli. Tüm muhalefet partileri, seçim güvenliğini daha da zedeleyecek ve seçimlerin meşruiyetine gölge düşürecek düzenlemelerin geri çekilmesi için ortak bir irade geliştirmeli. “Partiler arası İttifak”ın gündemin ilk sırasını meşgul ettiği bir ortamda,  muhalefet partileri arasında öncelikle seçim güvenliği konusunda İttifak sağlanmalı. Seçim Güvenliği İttifakı, konuya duyarlı tüm sivil yapıları da içermeli ve kamuoyunun dikkatini güçlü bir şekilde bu konuya çekmeyi başarmalı.
Seçim güvenliğinin sağlanamayacağı bir ortamda partileri ve adayları tartışmanın hiçbir anlamının olmadığını herkes kavramalı. Seçim geçtikten sonra “keşke” demenin faydası olmayacak. Evin kapısını açık bıraktıktan sonra, evi soyan hırsızı sokakta kovalayana “geçmiş olsun” derler!   
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.