16.07.2018

YARATICI YIKIM VE TÜRKİYE

Yaratıcı Yıkım, 1883-1950 yılları arasında yaşamış bir iktisat profesörü olan Joseph A. Schumpeter tarafından literatüre kazandırılmış bir kavram.  “Kapitalizm, Sosyalizm ve Demokrasi” adlı kitabında Schumpeter Yaratıcı Yıkım kavramından şu şekilde bahsediyor:
 
“…kapitalist mekanizmayı çalıştıran ve çalışmasını devam ettiren; yeni tüketim maddeleri, yeni üretim metotları, yeni ulaşım metotları, yeni pazarlar, yeni endüstriyel örgütlenme tipleri, çeşitleridir ve bütün bunlar kapitalist teşebbüs tarafından yaratılmışlardır…. Yeni milli pazarların veya dış piyasaların açılması; el sanatları atölyelerinden yoğun ve büyük işletmelere geçiş, kapitalist sistemi durmadan, yorulmadan içinden bir ihtilal, yenilenme havasında tutmakta; bütün bu elemanlar gene devamlı olarak eski faktörleri yok etmekte, yenilerini yaratmaktadır. Bu ‘Yaratıcı Yıkım Gelişimi’ kapitalizmin esas temelidir; ister istemez her kapitalist teşebbüs er geç bu gelişime ayak uydurmak zorundadır…”
 
Schumpeter’e göre yenilikler (1) tüketicinin tanımadığı yeni bir malın veya kalitenin üretimi, (2) yeni bir üretim metodunun uygulanması, (3) yeni bir piyasanın açılması, (4) yeni hammadde ve yarı mamul kaynaklarının elde edilmesi ve (5) yeni bir organizasyonun gerçekleştirilmesi olmak üzere beş noktada ortaya çıkıyor. Yenilik yapmayan, yenilikçi ol(a)mayan firmaların ve ekonomilerin rekabetçi gücü gittikçe azalıyor ve sonunda yıkıma uğruyor.
 
Yaratıcı Yıkım özet olarak, eski ve yararı azalmış ürün ve hizmetlerin yok olmasına, yerine yeni ve daha yararlı olanların geçmesine dayanıyor. Bu değişimi gerçekleştirenler ise, belirsizlikler içerisinde risk almayı göze alarak “yararlı yeni”yi  ortaya çıkaran girişimciler oluyor. 
 
Cep telefonunun gelişimi Yaratıcı Yıkıma iyi bir örnektir. Cep telefonu olarak isimlendirilebilecek ilk cihaz 1973 yılında üretilmesine rağmen, cihazın piyasalaşması ve yaygınlaşması 90’lı yılların başlarında gerçekleşti. 90’lı yılların sonlarına doğru Nokia pazarı domine etmeye başladı ve yıllarca pazar liderliğini korudu. Akıllı telefonların çıkmasıyla birlikte pazar dönüşmeye başladı. Yaratıcı Yıkım ise Steve Jobs ve Apple ile geldi. Sonuçta, dünya müzik piyasasından tutun arkadaşlık ilişkilerine kadar her şeye etki eden bir süreci hep birlikte yaşamaktayız. Bu arada, Nokia da dahil olmak üzere birçok cep telefonu üreticisi pazar paylarını yitirdi. Ev telefonları, fotoğraf makineleri, saat, radyo, nevigasyon cihazı vb. birçok ürün neredeyse yok olmakla karşı karşıya kaldı.
 
Schumpeter, iktisadi yaşam ve kapitalizm bağlamında kullanmış olsa da, Yaratıcı Yıkım’ın salt iktisadi bir kavram olmadığını, zaman içinde sosyal, siyasal, hukuki alanlarda da kullanılır hale gelmiş olduğunu görüyoruz. Aslında zamanla, hayatın her alanında meydana gelebilecek paradigma dönüşümünü işaretlediğini söyleyebiliriz.
 
İnsanlığın ilerleme üzerine kurulu olduğu bir gerçektir. Hep ileriyi, geleceği düşünen, hayal eden nitelikli insanlar ve toplumlar medeniyetleri kurmuş ve yaşamı ilerletmiştir. Eskimiş olanın yerine “yeni”yi koyamayan, çağa ayak uyduramayanlar ise geride kalıp yok olmuştur.
 
Bu topraklarda Atatürk ve kurucu kadrolar tarafından yaşama geçirilen Cumhuriyet projesi de aslında bir Yaratıcı Yıkım örneğidir. Yıkılma tehlikesini önceden görüp tedbir almaya çalışmışlar, ancak buna mani olunamayınca “yeni” fikirlere dayanarak “yeni” ve “çağdaş” bir modeli kurgulamış ve hayata geçirmişlerdir. Bu sayede, Türk Milleti tüm zorluklara rağmen varlığını hür bir şekilde sürdürebilmiştir.  
 
Günümüz Türkiye’sine baktığımızda da büyük bir dönüşüm sürecinin içinde olduğumuzu görmekteyiz. Ancak, aklı ve vicdanı olanlar, bu dönüşüm sürecinin Yaratıcı Yıkımdan ziyade yalnızca Yıkım yönünde geliştiğini net bir şekilde görüyorlar. Uzun süredir kendini yenileyemeyen mevcut siyasi yapı maalesef topyekün bir yıkım sürecinde ve maalesef ülkeyi de yıkıma doğru sürüklüyor.
 
Ahlaki erozyon, yolsuzluklar, kavgalar, kutuplaşma, kurumlarda yozlaşma, liyakatten uzaklaşma, lümpenleşme, güven erozyonu vb. sorunlar kronik hale gelmiş durumda ve mevcut siyaset bunlara çözüm üretemez halde.
 
Karşı karşıya kaldığımız Yıkım sürecini Yaratıcı Yıkıma dönüştürecek yeni fikirlere, yeni metotlara, yeni aktörlere, yeni sivil yapılara ihtiyacımız var. Devleti, Toplumu ve Bireyi çağdaş ölçülerle yeniden inşa edecek güçlü bir iradeye ihtiyacımız var. Toplumsal kabulleri sarsacak, alışkanlıkları değiştirecek, zihinleri yenileyecek güçlü bir sese ihtiyacımız var.  
 
Türkiye buna hazır!
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Hızır yazıcı 7 ay önce
tespit çok doğru bu görüş e katılıyorum.