14.12.2017

BATININ CAZİBESİ DAYANILMAZ MI?

16 Mart 1964 tarihinde, TBMM, oybirliğiyle hükümete, Kıbrıs’a asker çıkartma yetkisi vermiş ve zamanın ABD başkanı Lyndon Johnson da, zamanın başbakanı rahmetli İsmet Paşa ya bir mektup göndererek Türkiye’ye verdiğimiz silahları Yunanlılara karşı kullanamazsınız diyerek uyarı da bulunmuş ve İnönü de meşhur veciz sözünü kullanmıştır. “Yeni bir Dünya Kurulur Türkiye de Orada Yerini Alır” diyerek ABD’ne uyarı da bulunmuştur. O yıllar, dünya barut fıçısı gibi, çok tehlikeli bir dönem, çatışma riski yüksek, iki kutuplu bir durum da ve kolektif güvenlik şemsiyesi Komünist bloka sınır komşusu Türkiye için çok önemlidir. Dolaysıyla İnönü, öfkesini belirtmekle kalmış ve ilişkileri kopartacak veya gerecek herhangi bir davranışta bulunmamıştır. ABD’nin bu olumsuz tavrı 1974 Kıbrıs çıkartmasın da da ortaya çıkmıştır, bilindiği gibi NATO üyesi Türkiye’ye ceza olsun diye silah ambargosu uygulamıştır.
ABD dışişleri bakanı Rex Tillerson 29 Kasım da Washington da, Willson Center adlı düşünce kuruluşun da yaptığı konuşma da, “ NATO müttefiki olarak Türkiye’den NATO müttefiklerinin ortak savunmasına öncelik vermesini istiyoruz. İran ve Rusya, Türk halkına, Batı ülkeleri camiasına üye olmanın sağladığı ekonomik ve siyasi faydaları sunamaz.” Diyerek Türkiye’yi uyarmak ve etkilemek istemiştir. Tillerson’un uyarısın da, iki farklı uyarı var, birincisi, ilk cümle de yer alan “Türkiye, NATO üyesi olarak görevini yapmıyor ve hatta zarar verici davranıyor”, demektedir. İkinci cümle de ise “Türkiye Batıdan uzaklaşıyor ama gittiği yerde çıkarı yok”, demek istiyor. Bu konuşmadan sonra, anlaşılıyor ki Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’nin tutumundan rahatsız ve Türkiye’yi uyarma ihtiyacı hissetmektedir. ABD, soğuk savaş sonrası, eski kalitede politikacı, asker, bürokrat ve teknokratlar tarafından yönetilmiyor. Türkiye de öyledir. Her iki ülke de eski tabirle, Kaht-ı rical yani adam kıtlığı dönemi yaşanmaktadır. Kötü yönetim den dolayı yanlış işler, yanlış stratejiler, yanlış taktikler ve yanlış politikalar neticesinde, müttefikler arasın da çok ciddi sorunlar çıkmaya başlamıştır. İki ülke arasında ki sorunlar doğrudan sorunlar değil, üçüncü ülkeler üzerinden çıkan sorunlardır. Örneğin, Rusya’nın uçağını düşüren Türkiye, bu ülkeyle doğrudan sorunu var demektir. ABD ve AB ile böyle bir durum yok, sadece kalitesiz ve beceriksiz yöneticilerin kötü yönetiminden kaynaklanmaktadır. Bu cümlemizden Türkiye’nin batıyla sorunu yok demiyoruz. Ancak üstesinden gelinemeyecek sorun olmadığını söylüyoruz. ABD, müttefiki Türkiye karşıtı politikalarını hem iç kamuoyuna hem de dünyaya zaten anlatamıyor. Devletin için de de farklı yaklaşımlar var. Bu nedenle de farklı demeçler işitiyoruz. ABD’nin YPG politikası hem uygulanabilir değil hem de dostça değildir. Türkiye bu konuda haklıdır ve hiçbir surette kabul etmemesi ve bugünkü tavrını sürdürmesi gerekir.

Türkiye’nin batıdan vazgeçmesinin bir tek sebebi olabilir o da batının, Türkiye’yi parçalamak istemesi ve aşağılamasıdır. Batı, AKP’nin gayrı milli politikalarından cesaret aldı ve Türkiye’ye geçmişte görülmeyen muamele ve politikalar uygulamaya başladılar. Türk kamuoyunun tavrı, AKP iktidarını milli konular da daha dikkatli olmaya itti. PKK ile masaya oturma, Kıbrıs da verilen tavizler, 17 adanın Yunanistan tarafından ilhakına göz yumma gibi algılar batıyı cesaretlendirdi. Ancak batının cazibesinin sınırı veya gücünün etkisi ülkeyi peşkeş çektirecek kadar olması mümkün değildir. Hiçbir iktidarın batının cazibesine bu kadar kapılması düşünülemez. Gayrı milli ve beynelmilelci AKP iktidarı da buna dâhildir.    

Haydar Çakmak
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.