11.12.2018

YUNANİSTAN, ÖNCE İŞLEDİĞİ CİNAYETLERİN HESABINI VERSİN !...

01 Mart 2018 Perşembe günü Kastanies-Pazarkule sınırı yakınında Türk topraklarına giren 2 Yunan askeri, bölgede devriye dolaşan Türk askerleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı. Edirne’nin Karaağaç bölgesinde yakalanan Teğmen Angelos Mitretodis ve Astsubay Çavuş Dimitris Kouklazis, savcılıktaki ifadelerinin ardından Edirne Adliyesi’nde hâkim karşısına çıkarılarak, “Birinci Derece Askeri Yasak Bölgeye girmek” ve  “Askeri Casusluğa teşebbüs” suçlarından tutuklandı ve cezaevine konuldu.
 05 Mart 2018’de, Yunan askerlerinin avukatları tarafından Edirne 1. Sulh Ceza Hâkimliğine yapılan tutukluluğa itiraz ve tahliye talepleri mahkeme tarafından reddedildi. Dijital verilerin incelenmesi sonucunun beklenmesi nedeniyle Yunan askerlerinin tutukluluk halinin devamına karar verildi. Yunan askerlerinin serbest bırakılması için Yunan Başbakanı, Dışişleri Bakanı ve Savunma Bakanı ile birlikte Yunan Genelkurmay Başkanı da devreye girdi.
Yunan Savunma Bakanı Kammenos, tutuklanan Yunan askerleri konusunu NATO ve AB’nin gündemine taşıdı. Yunan Başbakanı Çipras da BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’i telefonla arayarak kendisinden, “Yunan askerlerinin serbest bırakılmaları ve Yunanistan’a iade edilmeleri” mesajının Türkiye’ye iletmesini istedi. Tutuklanan iki askerinin tahliye edilmesi için NATO, AB ve BM’yi devreye sokan Yunanistan masum mu? Yunanistan, önce işlediği cinayetlerin hesabını versin.

YUNANİSTAN’IN İŞLEDİĞİ CİNAYETLER VE ULUSLARARASI HUKUK İHLALLERİ

08 Ekim 1996’da Sakız Adası’nın güneyinde, Türk hava sahasında uçan F-16 savaş uçağımız Yunan jetleri tarafından açılan ateş sonucu Ege Denizi’ne düştü. Pilot Yarbay Osman Çiçekli kurtulurken, Pilot Yüzbaşı Nail Erdoğan uçakla birlikte denize düşerek şehit oldu. 
23 Mayıs 2006’da bir Türk savaş uçağı, Rodos ve Kerpe Adası’nın güneyinde, uluslararası hava sahasında uçarken, bir Yunan savaş uçağı tarafından, alttan ve arkadan çarpmak suretiyle düşürüldü. Çarpma sonrasında pilotumuz paraşütle atlayarak canını zor kurtardı. Yunanlı pilot ise uçağı ile birlikte denize çakılarak öldü.
Uçağımızın pilotu Atina Ceza Mahkemesi tarafından gıyabında yargılandı ve yargılama sonucunda, Yunanlı pilotun ölümüne neden olmaktan suçlu bulunarak, Ocak 2009’da 4 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Pilotumuz, hiçbir suçu olmadığı halde uluslararası hukuka göre yetkili olmayan Yunan mahkemesinde yargılandı. Hâlbuki Bozkurt Lotus olayından sonra, Fransa 1927 yılında uluslararası çağrı yaparak, yargılama hakkının bayrak devletinde olmasına neden olmuştu. Eğer pilotumuzun bir suçu olsaydı yargılamanın Türk mahkemeleri tarafından yapılması gerekirdi.
Yunanistan, yargılama sonrasında İnterpol’e başvurarak pilotumuzun yakalanması için kırmızı bülten çıkarılmasını sağladı. Hâlihazırda pilotumuz bu yüzden AB ülkelerine gidemiyor. Çünkü AB ülkelerinden herhangi birine girmesi halinde tutuklanabilir. T.C. Dışişleri Bakanlığı bu konuya kayıtsız kalırken, ABD Dışişleri Bakanlığı, Haziran 2009’da Yunanistan’a bir telgraf göndererek, Türk pilotun yakalanması için İnterpol ve diğer kurumlar nezdinde yaptığı başvuruyu sessizce geri çekmesini istedi. Ancak Yunanistan bu talebi geri çevirdi.





13 Nisan 2013’de Türk vatandaşı A.K., 20 Suriyeli kaçağı Bulamaç Adası’na sişme bot ile taşıdığı iddiası ile Yunan Sahil Güvenlik askerleri tarafından tutuklandı. A.K. Yunan mahkemesi tarafından tutuklu olarak yargılandı ve Eylül 2013’te 50 yıl hapis cezası ve 115 bin avro para cezasına çarptırıldı. Ancak, Didim açıklarındaki Bulamaç Adası Türkiye Cumhuriyeti’ne ait ve 6 millik Türk karasularının içinde. Türk vatandaşı A.K.’ya isnat ve iddia edilen insan kaçakçılığı suçu Türk Karasularının içinde ve Türk Adasında cereyan ediyor ama yargılamayı paralel yargı; Yunan mahkemesi yapıyor. AKP Hükümeti, Dışişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı ile birlikte Türk yargısı bu paralel yargıya da sessiz ve tepkisiz kaldı. Çünkü Bulamaç Adası 2004’den beri Yunan askerlerinin işgali altında.



14 Nisan 2014’de, Türk Kaptan Mustafa Ateş, Türk karasularında seyir halindeyken, Yunan Sahil Güvenlik Botundan açılan uçaksavar makinalı tüfek ateşi ile öldürüldü. Göçmen taşıdığı iddiası ile ateş açılarak öldürülen Mustafa Ateş’in teknesi boş çıktı. Yunanistan, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi Md.101 ve 103’e göre devlet gemisi ile Türk karasularında deniz haydutluğu (korsanlık) yaptı. Erdoğan ve AKP Hükümeti Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taşınması gereken olaya karşı sessiz ve tepkisiz kaldı. Çünkü olayın geçtiği bölgede bulunan Keçi Adası 2004’den beri Yunan askerlerinin işgali altında.



30 Mayıs 2014’de, Bodrum Turgutreis Çatal Ada yakınlarında, Türk karasularında balık avlayan Türk teknesine Yunan Sahil Güvenlik Botundan uçaksavar makinalı tüfeği ile ateş açıldı ve vatandaşlarımız İstanköy Adasına silah zoruyla götürülerek tutuklandı. Tekne kaptanı Kaan Camuzoğlu, Atina’nın Pire semtindeki Koridalos Cezaevine konuldu. Mahkemeye çıkarılmadan 13 ay hapishanede tutulan Camuzoğlu ölmek üzereyken tahliye edildi. Camuzoğlu Türkiye’ye döndükten sonra 05 Eylül 2015’de İzmir Ege Üniversitesi Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Yunanistan, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi Md.101 ve 103’e göre devlet gemisi ile Türk karasularında deniz haydutluğu (korsanlık) yaptı. Erdoğan ve AKP Hükümeti, Türk karasularını 4,5 mil ihlal ederek vatandaşlarımızı tutuklayan ve tekne kaptanın ölümüne neden olan Yunanistan aleyhine Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde dava açmadı. Çünkü olayın geçtiği bölgede bulunan Kalolimnoz Adası 2004’den beri Yunan askerlerinin işgali altında. Kaan Camuzoğlu, AKP Dalaman Belediye Başkan Adayı Süleyman Camuzoğlu’nun oğlu idi. Erdoğan ve AKP Hükümeti kendi parti mensubunun oğluna bile sahip çıkmadı.




EDİRNE’DE TUTUKLANAN YUNAN ASKERLERİ TAK ŞAK YÖNTEMİ İLE SERBEST BIRAKILACAK MI?

Yunanistan, Edirne’de tutuklanan askerlerin masum olduğunu iddia ediyor ve askerlerin serbest bırakılması için her türlü girişimde bulunuyor. Ancak iz takibini rütbesiz askerler yapar. Yunan teğmen ve astsubayın iz takibi yaptığı ve yolunu şaşırdığı iddiası askeri kurallar ve mantıkla bağdaşmıyor. Uluslararası teamül ve hukuk kurallarından bahseden Yunanistan, Türk hava sahasında ve Türk karasularında öldürdüğü Türk vatandaşlarını, işlediği cinayetleri nasıl izah edecek?
Askeri Yasak bölgeye girerek suç işleyen Yunan askerleri, tak şak yöntemi ile serbest bırakılacak mı? Yunan Hükümeti tak diye emredecek, AKP Hükümeti şak diye Yunan askerlerinin serbest bırakılmasını sağlayacak mı? Hep birlikte göreceğiz.

AYDIN’DA KUZU ÇEVİREN YUNAN ASKERLERİ DE YARGILANMALIDIR !...

16 Nisan 2017’de, işgalci Yunan askerleri Aydın Eşek Adası’nda kuzu çevirdi. Kuzu çeviren Yunan askerleri de yargılanmalıdır.



15 Ocak 2016’da Aydın/Didim Tuz Burnu plajına çıkarak karaya oturan ve Türk karasularını 6 mil ihlal eden Yunan Sahil Güvenlik Botunun askerleri de yargılanmalıdır.



2004 yılından beri Türk sınırlarını ihlal eden, İzmir, Aydın ve Muğla il sınırları içinde elini kolunu sallayarak dolaşan 5 binden fazla işgalci Yunan askerleri de yargılanmalıdır.



YUNAN CUMHURBAŞKANI, İZMİR, AYDIN VE MUĞLA’DA TÜRKİYE’YE MEYDAN OKURKEN, TÜRK DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI NEREDEYDİ?...

Yunan Cumhurbaşkanı Pavlopoulos, 06 Mart 2018’de, Türkiye’ye yönelik olarak açıklama yaptı ve “Tarihsel olarak bize düşmesi gereken topraklara sahip olmayabiliriz…,” “Tarih bizi mecbur ettiği takdirde atalarımızın yaptığını yaparız..” dedi.



Türk Dışişleri Bakanlığı kınama mesajı yayınlayarak Pavlopoulos’u Türkiye’nin sınırlarına saygı göstermeye davet etti. Yunan Cumhurbaşkanı, İzmir, Aydın ve Muğla’da, işgal altındaki Türk adalarından Türkiye’ye meydan okurken, sınırlarımızı ihlal ederken Türk Dışişleri Bakanlığı neredeydi?






 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.