17.11.2018

Suriyeli Gerçeği

Ülkemizde 3.5 milyon Suriyeli var.Artık öyle ya da böyle bir güç halini alıyorlar.Şöyle düşününüz bu sayı ülkede yaşayan artık kendini Türk hisseden hatta etnik kökeni ne olursa olsun ben Türküm diyen bir çok etnik topluluktan çok daha fazla.Suriyelilerin Türkiye'ye bugüne kadarki maliyeti İçişleri bakanı Süleyman Soylu'nun verdiği rakamla 25 milyar dolar.Her bir Suriyeli için yıllık 5 bin tl harcanıyor.Bu maliyet Türkiye gibi bir ülke için sürdürülebilirliği olmayan ülkenin asli vatandaşlarının alacağı hizmetlerden kısılarak ortaya konan bir maliyet.Suriyelilerin ülkeye kontrolsüzce salınması bir yana hızla nüfuslarının arttığı da bir gerçek.

 3.5 milyon Suriyeli sığınmacının 6 yılda AFAD verilerine göre 224 bin 750 çocuğu dünyaya geldi. Türk vatandaşlarında ise doğum rakamı son 5 yılda 1 milyon 309 bin 771 olarak gerçekleşti. Bu hızla giderse problemin nasıl bir hal alacağını kestirmek de hiç de zor değil.

Bir homojenliği olmayan Suriyelilerin ülkenin dokusunda yapacağı ve yapmaya başladığı değişiklik belki de asıl mesele.Çünkü Suriyelilerin sosyolojik bir bomba gibi ülkenin orta yerine bırakıldığı çok açık.Artık bir çok şehrin bir çok bölgesinde Türkçe duymak imkansız hale gelmiş durumda.Dil etkileşimli bir yapıdır bu durum böyle sürdükçe konuştuğumuz Türkçenin de bu durumdan etkilenmesi kaçınılmaz.Yakın zamanda değişik Arapça kelimeleri yeniden Türkçenin içinde görmeye hazırlıklı olun.Atatürk'ün Türkçe için yaptırdığı onca çalışma heba olmaya doğru gidiyor.Arapça tabelaları söylemeye gerek var mı bilmiyorum.Türkler Almanya'ya işçi olarak gittiğinde acaba Almanlar Türkçe tabelalar yaptırmış mıydı? diye sormak geliyor içimden. Suriyelilerin kendi kültürlerini sürdürme çabaları ülkenin sanatına da etki edeceği muhakkaktır.Suriyelilerin yaşadığı gettolarda artık her yere Arap müziğinin ezgileri yayılıyor.Kılık kıyafetleri tamamen farklı, bir süre sonra kendi modalarını da Türkiye 'de oluşturacaklardır.Yavaş yavaş Suriyeliler eliyle Atatürk'ün çağdaşlaşma ve Türkleşme yolunun tıkanmaya çalışıldığını söylersek yanılmış olmayız.Suriyeli gençler topluluklar halinde gezdiklerini görüyoruz .Bir çoğunun işi yok.Bir savaştan kaçıp gelmiş gibi değil de özgür bir ülkenin nimetlerini yaşamaya gelmiş gibi davranıyorlar.Ömürlerinde görmedikleri beraber yaşam formunu görünce neyi nasıl algılayacaklarını da tam kestiremiyorlar. Bu da sonuç olarak gazetelerin 3.sayfalarında gördüğümüz hadiseleri meydana getiriyor.  Bir süre sonra bu işsiz güçsüz avare  toplulukların ya kendilerinin mafyalaşması ya da çeşitli mafya gruplarına katılmaları oldukça muhtemel. 

Türkiye'de etkin ve sürekli başlayan aşı uygulamaları 1930 yılında çiçek aşısı uygulanmasını zorunlu kılan yasa ile başlamıştır. 1963 yılında ise sistematik olarak doğan bütün çocuklar aşılanmaya başlanarak bir çok hastalık tarihe gömülmüştür.Oysa bugün hiçbir sağlık verisi olmayan 3.5 milyon insan ülkenin bunca yıllık çabasını boşa çıkarıp ülkeyi büyük sağlık sorunlarıyla başbaşa bırakabilir.Bir önlem alınıyor mu?Hiç sanmıyorum.

Bazı çevrelerin iş gücü olarak Suriyelilerin katkısından bahsetmesi de bir garabet ülkemizin çalışacak yeteri kadar genci var.Böyle bir iş gücüne ihtiyaç yok.
Hülasa Suriye'den bir mağduriyetle kaçıp gelen Suriyeliler bir süre sonra Türkiye için bir mağduriyet olmuştur.Komşuluk gereği bu mazlum topluluğa yapılması gerekenler fazlasıyla yapılmıştır.Yanlış anlaşılmasın hükümetin bu konuda derli toplu bir planı yoktur.Türk Milleti olup bitene tahammül etmiştir.Bayram kutlamaya gidebilen Suriyeliler artık daimi dönüşlerini yapmalıdırlar.Türk Milletinin kanla ve azimle kurduğu bu ülkeye bir ortak istenmemektedir.Suriyelilerin ülkesi dönebilecekleri kıvamdadır.Giderken teşekkür ederler mi bilmem ancak biz güle güle deriz.
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.