14.11.2018

ZENGİN KÖLELER

Ülkemiz çok zorlu acılı günlerden geçiyor.Her gün şehit haberleriyle güne başlıyoruz.Milletin acısı hiç dinmiyor.Cinayetler ,intiharlar vs haberlerle her gün kavruluyoruz.Ülkemiz mutluluğunu kaybetti.İnsanlar hangi sosyoekonomik kesimden olursa olsun bu ülkede yaşama arzusunu bırakıp ya kendi için ya da çocukları için yurtdışında yaşama hayalleri kuruyor.Ekonomik durumu iyi olanlar bu hayallerini gerçekleştiriyor.Ülke kan kaybediyor.

Benim konum ise bu çarkın içerisinde var olma çabası veren aslında refah içinde yaşayan bir kesim gibi görünen banka çalışanları.Son zamanlarda görüştüğüm onlarca banka çalışanının büyük bir mutsuzluk içinde yaşamlarını sürdürmek zorunda oldukları gördüm ve şahsen de yaşadım.Bu insanların  alt kademelerde çalışanlarının durumları tamamen içler acısı buradan üst kademelerin mutlu oldukları sonucu çıkmasın onlar da çok mutsuzlar fakat mutsuzluklarının türleri farklı.Kapitalizmin dişilileri içerisinde paramparça olan insanlar bunlar.Bitmeyen bir yoğunlukla çalışmak zorunda olan bitmeyen ve her defasında ulaşılmaz hale gelen hedeflerin peşinde hayatlarını harcayan insanlar.Doymak bilmeyen patronların aşağılamalarına ,hakaretlerine maruz kalan insanlar sürekli .Kendileri de bir köle olan genel müdürlerin ,genel müdür yardımcılarının ,bölge müdürlerinin iki dudağı arasında çalışmak zorunda olan en ufak performans düşüklüklerinde kapının önüne konan.Aynı gün masalarındaki bilgisayarlarından işten çıkarıldıklarını öğrenen  köleler.Tatillerinde dahi telefonlarını kapatamayan tatil diye gittikleri yerlerde dahi sürekli işlerinin takip etmek zorunda olan zaman zaman tatillerini yarıda kesip işe dönmek zorunda olan zihinlerini  her an işle meşgul etme zorunluluğu onlara dayatılmış insanlar.Başarının (satışın) tek kriter olduğu bunun takdirinin yapılmadığı her başarının ardında daha zor bir hedefle karşılaşan insanlar.Çalıştığı onca yılın kazandırdığı paranın bir gün sonra öneminin yitirildiği önemli olanın önündeki yeni hedef olduğu bir hayat bankacılık.İşten ayrıldıklarında hayatları tamamen iş olmuş bu insanların kendilerini tamamen boşlukta hissettikleri, çalışarak geçirdikleri yıllarda hiçbir sosyalleşmeye imkanın olmadığı bir hayat.Arkadaş çevrelerini de işten edindilerse sürekli iş konuşmak zorunda olan bir kesim.Neredeyse %50'sinin antidepresanlarla  hayatı karşılamaya çalıştığı insanlar bunlar.Kanunlarda mobingin suç olduğu ama ispatının mümkün olmadığı bir saçma düzen.Bırakıp gitme imkanının olmadığı iki cendere  içinde bir yaşama zorunululuğu.

Bunca şehidin geldiği bu günlerde " Bu bir problem midir?" diyebilirsiniz.ANCAK BU ÜLKE HER YERDEN KAN VE İNSAN KAYBEDİYOR.Bu kayıplar günden güne artıyor ve ne yazık ki hiç kimse buna "dur" demiyor.Her şeyin paraya endekslendiği bir yaşam anlayışı içinde hep daha fazlası peşinde koşmaya mecbur hisseder hale getiriliyoruz.Oysa ki hayatın anlamI bireyin mutluluğu değil mi? Soruyorum size "Bu ülkede kim mutlu?" mutsuzluklar ülkesinde yaşamaya mahkum edilmiş zengin köleler olmak zorunda mıyız?Hangi büyük rakamlar bize hayatımızı,yakınlarımızı geri verebilir?Hiç kimse bize "Beğenmiyorsanız gidin bu ülkeden" deme ne haddine ne de  hakkına sahip .Bu ülke hiç olmadığı kadar acı çekiyor ve bu acıların müsebbipleri bize durmadan akıl veriyor.

Acı çekmeden bu ülkede yaşamak istiyoruz.Ülkeyi yönetenler bize bunu sağlamakla yükümlü Türk Milleti artık ACI ÇEKMEK AĞLAMAK İSTEMİYOR.Acılara alışmayacağız.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.