21.11.2017

ORTADOĞU’NUN KALBİ OLMAYI AMAÇLAYAN RİYAD’DA NELER OLUYOR?

Önce başkent Riyad'a yönelik balistik füze saldırısı ve ardından 11 prens, 4 bakan ve onlarca eski bakanın yolsuzluk soruşturması kapsamında gözaltına alınmasıyla tüm gözler bu ülkeye çevrildi. Neler oluyordu…
Birçok ülkede görülebilecek bu durum, söz konusu Suudi Arabistan olunca ayrı bir önem kazanmaktadır. Çünkü Suudi Arabistan tarihinde ilk defa böyle bir durum yaşanmaktadır. Geçmişte bu tür yolsuzluk olaylarında, kişiler azledilir ve olay geçiştirilirdi.
Suudi Arabistan’da ilkler gerçekleşiyor. Krallık kardeşten kardeşe geçerken şimdi babadan oğula geçiş yaşanacak. Tabii ki bu durumda bir takım sancıların olması da kaçınılmazdı. Hükümet darbesi sayılabilecek gelişmeleri iki başlık altında toplayabiliriz.
Birincisi, öncelikle hanedana mensup prens, eski dönem bakanları ve işadamlarının gözaltına alınması, ülke ekonomisinin büyük kriz içinde olduğunu yansıttığı gibi, Kamuoyu tarafından ekonomik sorunların temel sebebinin Yemen Savaşı olarak görülmesi ve buna sebep olarak da yeni yönetimin sorumlu tutulmasıydı.
İkincisi ise, yakın zamanda kral olacağı düşünülen ve Yolsuzluk Komisyonu’nun başındaki Muhammed b. Selman’ın amacı, bir taraftan babasına ve kendisine yönelik olası darbelerden korunmak, diğer taraftan da 2015’ten beri devam eden Yemen Savaşı’nda kaybedilen prestiji yeniden kazanmak olduğu söylenebilir.

ABD bu gelişmelerin neresinde?

Bilindiği gibi ABD, Suudi Arabistan üzerinde en etkili ülke konumundadır. Önce ABD Başkanı Donald Trump ile görüşme, ardından Trump’ın damadı ve danışmanı Jared Kushner’in gizli Riyad ziyareti sonrası operasyonların başlaması ister istemez soru işaretlerine sebep olmaktadır. Bu sorulara kısmen cevap verebiliriz sanırım.
Başkan Trump’ın, Kral Selman'a, 15 milyar dolar değerindeki THAAD füze savunma sistemi ve milyarlarca dolarlık yatırımlar da dahil olmak üzere silah alımlarından dolayı teşekkürlerini ilettiği telefon görüşmesinde Başkan, Krala, Amerikalılara iş imkanı sağlayacak Arabistan'ın güvenliğiyle ilgili silah alımlarını destekleyeceğinin teminatını vermişti. Ayrıca Kraldan özellikle Aramco'yu ABD borsasına dahil etmesini istemişti.
 
ARAMCO neden önemli?

Petrol, doğal gaz ve petrokimya devi olan ARAMCO, yaklaşık 2 trilyon dolarlık piyasa değeriyle dünyanın en büyük çok uluslu petrol şirketidir. Günde 10 milyon varilin üzerinde ve dünyadaki herhangi bir şirketin ürettiğinden çok daha fazla petrol üretmesi ile ön plana çıkmaktadır.  Şirketin hisse sahipleri Suudi Devleti ve Amerikalı iş adamlarıdır. Fakat uluslararası borsaya açılmasında engel Suudi yöneticilerdi. Tutuklanan kişiler İngiltere finans çevresi ile ilişkili ve ARAMCO’ya engel teşkil edenlerdi. Bu durumda ekonomik rekabet çerçevesinde düşünüldüğünde ABD-İngiltere mücadelesinde ABD kazanmış görünüyor. Şöyle ki, Londra ve New York borsaları Suudi Aramco'yu kapmak için savaş halindeydi. Aramco gibi dev bir şirketin Londra borsasına dahil edilmesi, İngiltere’nin AB’den çıktığı ve uluslararası piyasada ayakta kalmaya çalıştığı bir döneme denk gelmiştir.

Ilımlı İslam

Vehhabilik, on sekizinci yüzyıl ortalarında Arabistan yarımadasında ortaya çıkan, on dokuzuncu yüzyılda geniş bir bölgeyi etkisi altına alan dini ve siyasi bir akımdır. İngilizler tarafından kurulmuş olup, Arapları Osmanlı’dan bu yeni dinle koparma projesidir. Şimdi de ABD destekli ılımlı İslam’dan bahsediliyor. Suudi Arabistan’ın tam anlamıyla laik bir devlete dönüşmesi mümkün değildir. Çünkü İslam’dan uzaklaşma seklinde yorumlanacağından öncelikle ulemalar tarafından hoş karşılanmayacaktır. Muhammed bin Selman, Kral Selman'ın üçüncü eşinden en büyük oğlu, sadece tek bir eşi var. Eğitimini Suudi Arabistan'da tamamlamış ve ülkesinde bir rol model. Bu açıdan bakıldığında ülkesi için umut verici olduğu söylenebilir. Fakat asıl mesele bu sürecin sürdürülüp sürdürülemeyeceğidir. ABD, ılımlı İslam projesini radikal örgütlerin tehditlerine karşı istemektedir. Ancak ABD, gerçekten samimi olsaydı bu tür ülkelerde ılımlı İslam’ı değil direk Batı ile entegreli modern ve laik yapıyı desteklerdi.Kısacası, ılımlı İslam adı altında ABD çıkarlarına hizmet eden gelişmeler söz konusudur.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.