Barış Doster: Muhalefet bu tuzağa düşmemeli

Gazeteci Akademisyen Doç. Dr. Barış Doster Haberayyıldız’ın gündeme ilişkin sorularını cevapladı. Suriyeli sığınmacılar meselesi, yerel seçimler, Türkiye’nin Amerika ve AB ilişkileri gibi konularda değerlendirmelere bulunan Doster, yerel seçim öncesi muhalefet partililerini uyardı: “Muhalefet tuzağa düşmemelidir.”  

 

Gazeteci Akademisyen Doç. Dr. Barış Doster Haberayyıldız’ın gündeme ilişkin sorularını cevapladı. Suriyeli sığınmacılar meselesi, yerel seçimler, Türkiye’nin Amerika ve AB ilişkileri gibi konularda değerlendirmelere bulunan Doster, yerel seçim öncesi muhalefet partilerini uyardı: “Muhalefet bu tuzağa düşmemelidir.”

doc-dr-baris-dosterden-ozel-aciklamalar-muhalefet-bu-tuzaga-dusmemelidir

ABD’nin bu bölgeden çekileceğini düşünmek iyimser ve hayalci bir yaklaşım

Amerika’nın Suriye’den çekilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

ABD bizim zihnimizle alay edercesine Suriye’den çekileceğini ilan etti. Biraz geriye gidersek Trump’ın geçtiğimiz yıl günde 15 kez yalan konuştuğunu ve ABD basınına da yansıyan şu demecini hatırlarız : ”Obama’nın Irak’tan çekilmesi hataydı, ben aynı hatayı Suriye’de yapmayacağım.”.  ABD Başkanı Trump sonra fikir değiştirdi ve tarih de vererek 60 ila 100 gün arasında Amerikan askerlerinin Suriye’den çekeceğini açıkladı. Devamında da ”Biz yapacağımızı yaptık bundan sonra IŞİD terör örgütüyle mücadele etmek Türkiye’nin işi” dedi. Ancak ABD gibi bir emperyalist gücün Afganistan’dan ve Irak’tan ne kadar “çekildiğini” bilen bizler; Suriye’den de gerçekten çekilip çekilmeyeceğini, çekilirse IŞİD ile mücadele işini kime bırakacağı konusunda şüpheye düştük. Çünkü ABD başından beri Suriye’deki varlığını IŞİD Terör Örgütü’ne ve İran’ın Suriye’deki etkisine bağlıyordu. IŞİD Terör Örgütü’nün yenildiğini varsayalım: Acaba İran’ın Suriye’deki etkisi azaldı mı ki ABD Suriye’den çekiliyor? ABD’nin Orta Doğu’ya ilişkin politikaları, İran’a yaklaşımı, İsrail’in güvenlik endişelerini giderme çabası, bölgenin enerji kaynakları üzerinde söz sahibi olma gayreti, bir Kürt devleti kurma niyeti ve iki önemli hasmı Rusya ve Çin’in bölgede artan nüfuzunun geriletme çabası değişmediği sürece ABD’nin bu bölgeden çekileceğini düşünmek iyimser ve hayalci bir yaklaşım olur.

AKP’nin ABD ile yeniden müzakere zemininin doğacağına inancı var!

AKP Türkiye’ye ne kadar Suriyeli sığınmacılar ile ilgili bütün gerçekleri ve riskleri ilk elden biliyor. Buna rağmen hatalı politikalar üretmeye devam etme ısrarlarının temel nedeni nedir sizce?

Şu anda Türkiye’yi yöneten ittifak bloğunun bizim tartıştığımız, yazdığımız, çizdiğimiz konuları bilmiyor olması, görmüyor olması düşünülemez. Elinde kamu gücü ve devlet olanakları olan bir iktidar kaçınılmaz ve çok doğal olarak hepimizden daha fazla bilgiye, belgeye, kaynağa sahiptir. Bütün bunlara rağmen gerekli adımları atmıyor olması bir B planı olarak yarın öbür gün bir ihtimal ABD ile yeniden müzakere zemininin doğacağına olan inancından kaynaklanıyordur diye düşünüyorum.

AB emperyalizmi de ABD emperyalizmi gibi sınıfta kalmıştır

Merkel geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye yeterince Suriyeli sığınmacı gelmediğini söyledi. AB ülkelerinin bize karşı bu konudaki tutumlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hiç de samimi bulmuyorum. AB ülkeleri lafa gelince insan hakları, demokrasi, özgürlükler, hukuk devleti, sivil toplum, düşünce ve ifade özgürlüğü kavramlarını sıklıkla kullanırlar ama tılsımlı olan bu kavramları kendi emperyalist politikaları için ne kadar araçsallaştırdıklarını yakın geçmişte Bosna’da, Kosova’da, Irak’ta gördük, şu anda da Suriye’de görmekteyiz. AB emperyalizmi de ABD emperyalizmi gibi bu konularda hep sınıfta kalmıştır. Bu emperyalizmin elleri kirli ve kanlıdır. Yaşına, eğitimine, uzmanlığına, kendisiyle uyum sağlama kabiliyetine göre aldığı Suriyeliler dışında ülkemizdeki Suriyelilere olan yaklaşımı bellidir. Türkiye’yi bu bağlamda bir tampon bölge, koruyucu bölge olarak tutmak istemektedir.

Bir süredir Sarı Yelekliler meselesi hem dünya hem Türkiye gündemini meşgul ediyor. FETÖ’nün hücre evlerinde bulunan sarı yelek haberleri basına yansıyor. Erdoğan meydanlarda ikinci bir Gezi kalkışmasında bulunmayın ikazlarında bulunuyor Bahçeli’nin benzer açıklamaları var. Bu suni gündem yaratma çabasının sebebi ne olabilir?

Hiçbir ülkenin başka bir ülkeye model ihraç edemeyeceğini inanlardanım. Bir ülke bir ülkeye model ihraç edemediği gibi ithal de edemez. Her ülkenin kendi özgün, tarihsel, siyasal, kültürel, coğrafi, iktisadi koşulları vardır ve her ülke ne kadar biriktirdiyse, deneyimi, donanımı ne ise kendi siyasal iktisadi sorunlarına da o kadar çözüm arayabilir. Başka bir ülkenin modelini, deneyimini ithal etmek pek mümkün değildir. Fransa’nın tarihsel koşulları, demokratik birikimi, iktisadi gerçekleri, toplumsal yapısı başkadır. Fransa’da sokağa dökülenlerin öncelikli talepleri, başvurdukları yolları, kullandıkları araçlar başkadır. Türkiye’ninki başkadır, Ukrayna’nınki başkadır. Dolayısıyla ben bir ülkede taleplerin protesto gösterilerinde kullanılan araçların atılan sloganların bir başka ülkede kopyalanacağına asla ve kat’a inanmam.

Yakın zamanda Metin Akpınar ve Müjdat Gezen’in gözaltına alındı, pek çok basın mensubuna asılsız suçlamalar yöneltildi. Peş peşe gerçekleşen bu olaylara seçim öncesi hazırlık diyebilir miyiz?

Bu hep alışageldiğimiz üzere AKP’nin toplumsal gerilim üzerinden beslenen siyasetinin ve gündemi değiştirme konusundaki maharetinin kanıtıdır.

Peki şu an Türkiye’de bu iddialara zemin oluşturacak bir belirti var mı?

Hayır böyle bir zemin oluşmadı. Türkiye’de kısa vadede iktisadi, siyasi, demokratik, toplumsal taleplerden kaynaklanan ve demokratik yöntemlerle ifade edilmek istenen bir hareket beklemiyorum.

Muhalefetin tuzağa düşememek için “Evet Türkiye’de beka sorunu var ama bunun müsebbipleri kimler?” sorusunu sormalıdır.

Devlet Bahçeli önümüzdeki yerel seçimleri bir beka meselesi olarak görüyor. Sizce bu yerel seçimlerin böyle bir hayati sonucu ya da yaptırımı olacak mı?

İktidar bloğu yerel seçimi bir genel seçim havasına sokarak, beka sorununu dillendirerek meseleyi kendi minderlerinde katlamak istiyor. Türkiye’nin bir beka sorunu var mı? Var. Bunu ben de söylüyorum, Binali Yıldırım da Sayın Cumhurbaşkanı da ana muhalefet partisinin genel başkanı da söylüyor. Bu beka sorununu seçim malzemesi yapmak ne kadar doğrudur? Daha önemlisi bu beka sorunu toplumun, ülkenin gündemindeyse Türkiye’ye hem içeride kök salmış bulunan FETÖ gibi emperyalizm destekli bir terör örgütüyle hem dışarıda IŞİD ve PKK Terör Örgütü ile mücadele ederken gelinen bu noktada bir beka sorunu, zaaf oluşmuşsa bu kimin eseridir? Asıl üzerinde durulması gereken, sorulması gereken sorular budur. Burada muhalefetin tuzağa düşememek için “Evet Türkiye’de beka sorunu var ama bunun müsebbipleri kimler?” sorusunu sormalıdır. Türkiye’de gündemde bir yerel seçim var. Muhalefetin yerel seçim gündeminden uzaklaşmadan bir kampanya yürütmesi gerekiyor. Eğer muhalefet burada bir genel seçim havasında ve iktidarın arzuladığı minderde güreşmeye kalkarsa bu durum kendileri açısından iyi olmayacaktır. Muhalefet hem yerel sorunları öne çıkarmak, vatandaşın dikkatini o noktaya çekmek ile hem de iktisadi gidişatın faturasının kime kesilmesi gerektiğini aktarmakla yükümlüdür. Muhalefetin bu bağlamda iki gündemi var. İkisini de aynı hassasiyetle, aynı kararlılıkla öne çıkarılmalıdır. Aksi halde siyasi gündemin tamamen beka sorununa sıkışıp kalması ve yerel seçimlerin genel seçim minderinde karşılanması muhalefetin değil, iktidarın işine yarar.

 

Röportaj: Nil Apaydın