“En az terör kadar tehlikeli”

Hükümete yakın Yeni Akit’in yazarı, Türkiye’nin Suriye’deki en önemli sorununun sadece terör olmadığını, Türkiye’ye göçen milyonlarca insanın durumunun en az terör kadar hayati olduğunu söyledi.

Hükümete yakın Yeni Akit’in yazarı İbrahim Karataş, ‘Suriye’de Hakkımızı Savunamamak’ başlığı ile kaleme aldığı yazıda, Türkiye’deki milyonlarca Suriyelinin geleceği hakkında bir çözüm bulunmazsa, gelecekte büyük sorunlar yaşanacağına vurgu yaptı.

 

Türkiye’nin kendi mülkünü kullanarak Suriyelilere sahip çıktığını ifade eden Karataş, “Mağdura elbet sahip çıkılacak. Mazlumun baş üstünde yeri var. Ancak yağmaya da müsaade edilmemeli.” ifadelerini kullandı.

Yazının tamamı şöyle:

Suriye’de Hakkımızı Savunamamak

PKK ve Esed zaten bahsetmez. Çünkü ganimete kondular. Onlar bölge ve kaynak paylaşımını yaparken asıl yük Türkiye’nin sırtına biniyor. Halep’teki, Rakka’daki ya da Menbiç’teki birileri artık Türkiye’de yaşarken, mallarını terör örgütleri ve rejim aralarında pay ediyorlar. Mülk onlara, mülksüz halk Türkiye’ye kalıyor. Dahası Türkiye kendi mülkünü kullanarak Suriyelilere sahip çıkıyor. Bunda bir beis yok. Mağdura elbette sahip çıkılacak. Mazlumun baş üstünde yeri var. Ancak yağmaya da müsaade edilmemeli.

Suriye’deki durum Türkiye’nin en önemli güvenlik meselesi olmuş durumda. Kuzeyde ve doğuda PKK denetiminde bir devletçiğin oluşturacağı tehlikenin yanısıra İdlib’teki istikrarsızlık ve en önemlisi Türkiye’de bulunan 3,5 milyon Suriyelinin geleceğine bir çare bulunmazsa önümüzdeki yıllar şu andan ve geçmişten daha sorunlu hale gelebilir. Hükümetin bu konuda yapacağı en önemli hamleyi az da olsa dile getirmeye başlaması olumlu bir gelişme ama yeterli değil.

Suriye politikalarında gerek söylemsel gerekse de eylemsel olarak öncelikleri yeniden belirleme ya da arka planda kalan planları öne getirme gibi bir eksik var. Türkiye bu yüzden meşru müdahaleyi izah ve ispat etmekte zorluk çekiyor. An itibariyle Amerikalıların dünya kamuoyundan bilmesini istediği şeyler; PKK ile Kürtlerin aynı olduğu, Kürtlerin DAEŞ’le savaştıkları için (Amerikalıların yerine öldükleri için) korunması gerektiği, çünkü Türklerin Kürtleri katledeceğidir.

Neresinden bakarsanız yanlış ve yanıltıcı iddialar. Ama dünyayı bu konuda ikna ettiği için koca bir yalan gerçekmiş gibi algılanıyor. Türkiye ise Amerika’nın saçmalıklarına cevap yetiştirmekle uğraşıyor. Söylemde kontrol kimdeyse onun söyledikleri daha makbul oluyor. Dolayısıyla karşılık vermekle etkili bir sonuç alınamayabilir. Oysa Türkiye’nin elindeki argümanlar o kadar kuvvetli ki, onları kuvvetlice ve ısrarla savunsa Amerikalılara geri adım attırması daha kuvvetle muhtemeldir.

Türkiye’nin Suriye’deki en önemli sorunu sadece terör değildir. Savaş nedeniyle göçen 3,5 milyon insan en az terör kadar hayatidir. Göçenlerin terk ettiği mülkü ya PKK ya da Esed rejimi gasp etti. Amerika Kürtleri (PKK’yı) korumalı diyor, çıkarlar diyor, hatta İsrail’in güvenliği diyor ama Suriyelilerin geri dönüşünden ve güvenliğinden bahsetmiyor. PKK ve Esed zaten bahsetmez. Çünkü ganimete kondular. Onlar bölge ve kaynak paylaşımını yaparken asıl yük Türkiye’nin sırtına biniyor. Halep’teki, Rakka’daki ya da Menbiç’teki birileri artık Türkiye’de yaşarken, mallarını terör örgütleri ve rejim aralarında pay ediyorlar. Mülk onlara, mülksüz halk Türkiye’ye kalıyor. Dahası Türkiye kendi mülkünü kullanarak Suriyelilere sahip çıkıyor. Bunda bir beis yok. Mağdura elbette sahip çıkılacak. Mazlumun baş üstünde yeri var. Ancak yağmaya da müsaade edilmemeli.

Bunun için de Suriyelilerin yurtlarına geri dönmeleri gerektiği en kuvvetli şekilde dile getirilmeli. Öyle güvenli bölgeye de değil. Bizzat geride bıraktıkları evlerine dönmeliler. Türkiye’de yaşayan Suriyelilerden bıraktıkları evlerin adresleri, arsa ve tarlaların yeri ve miktarı kayıt altına alınmalı. Sonra da yurtlarına dönüp mülklerinde oturmaları için uluslararası destek alınmalı. Eğer sadece terörle mücadele argümanı kullanılırsa sonuç almak zor olur. Çünkü bizim terörist dediğimize Amerika ve Avrupa müttefik diyor.

Terörün yanında Suriyelilerin dönüşü için de uğraşıldığı mutlaka dile getirilmeli. Dönecek olanların hayat güvenceleri için uluslararası kamuoyundan destek istenmeli. Amerika’ya terör örgütleri yerine sivil halkı koruma çağrısı yapılmalı. Avrupa isterse verdiği 3 milyar Euro ile mültecilerin evlerini yeniden imar edebilir. İşkence görmemeleri için gözlemci bulundurabilir. Eğer yine de kulaklarını tıkarlarsa geri iade anlaşması iptal edilmeli. Madem Suriyelilerin geri dönmesine destek olmuyorlar, o zaman kendileri baksınlar. Bu da sonuç vermezse Suriye’ye müdahale ile ilgili senaryolara mültecilerin geri dönüşü de eklenmeli.

Özetle, Türkiye Suriye iç savaşından dolayı mağdur olmuş bir ülke olduğu için mağduriyetini anlatmaya öncelik vermeli. Suriye’ye girme sebebi, Suriye’nin daha önceden mülteciler yoluyla Türkiye’ye girmesidir. Esed ve PKK halkın yönetimine değil, mülklerin yönetimine ve sahiplenmesine talip. Olup bitenlere sessiz kalınırsa Esed istemediği halkından kurtulurken, PKK çok istediği toprakları ele geçirecek. Yaptıklarının cürümleri ise Türkiye’ye kalacak. Bu mevzu hakkındaki bakış açısı mutlaka değişmeli.