Hüseyin Özlük yazdı: “Şahidim olur musun?”

Geçenlerde çok değer ve kıymet verdiğim, Sinan isimli bir görme engelli arkadaşım ziyaretime geldi. Uzun uzun sohbet ettik. Sohbetimizin büyük bir bölümünü, görme engelli arkadaşlarımızın gündelik hayatlarında karşılaştıkları sorun ve problemler teşkil etti.

Çevresel ve yapısal anlamda birçok sorunla karşı karşıya kalan görme engellilerin problemleri, toplumun büyük bir kesimi tarafından bilinmekle birlikte; bazı kamu ve özel kurumlarda görev yapan yetkili kişilerin engelliye engel olduklarından kimselerin haberi yok. Torpil, adam kayırma ve tanıdık anlayışıyla, çeşitli görevlere gelen kişiler, işleri yokuşa sürmekten başkaca hiçbir işe yaramıyorlar.

Kanunlar, açık açık yazmalarına karşın, toplumun büyük bir kesimi bilinçli olmadıklarından; engelli bireyler bir tarafa bütün insanların kanuni olan hakları gasp ediliyor ve kanunsuz işler yapılıyor.

Burada kanunları tek tek anlatmayacağım; fakat konunun daha iyi anlaşılabilmesi için, birkaç kanundan bahsedeceğim.

5378 Engelli hakları madde 1 :

“Engellilerin temel hak ve özgürlüklerden faydalanmasını teşvik ve temin ederek ve doğuştan sahip oldukları onura saygıyı güçlendirerek toplumsal hayata diğer bireylerle eşit koşullarda tam ve etkin katılımlarının sağlanması ve engelliliği önleyici tedbirlerin alınması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamak”

Bu kanun maddesi uyarınca, Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu, Noterlik Kanunu ve Borçlar kanununda düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemeler kısaca şöyledir:

Görme engellilerin talepleri halinde imzalarında şahit aranır. Aksi takdirde görme engellilerin imzalarını el yazısı ile atmaları yeterlidir. ”

Görüldüğü üzere, kanunlarımızda gerekli düzenlemelerin yapılmış olmasına karşın, engelli bireylerimiz, iş bilmez yetkililer tarafından zor durumda bırakılmakta ve yapılan iş çileye dönüşmektedir.

Bankalara gidip hesap açtırırken ve ya para yatırırken görevliler her ne hikmetse, kanunlara harfiyen uymakta, iş para çekmeye gelince, iki şahit istenmektedir.

Son günlerde kamu kurumlarında çalışanların maaş kartları, çalışanların iş yerlerine gidilerek teslim edilmektedir. Çalışan görme engelliye ise, onur kırıcı bir şekilde davranışlar sergileyen görevliler, görme engelliyi bankaya davet ederek, üç banka görevlisi huzurunda bu işlemi yapmaktadırlar.

Geçen günlerde İzmir’de görme engelli bir vatandaşımızın başına gelenleri paylaşmak isterim.

Görme engelli kardeşimiz, Kızılay’a kan bağışı yapmak istemiş. Orada hazır bulunan görevliler, şahit getirmesi halinde kan bağışı yapabileceğini söylemişler. Bizim görme engelli kararlı. Kan bağışı yapacak. Etraf da ki bir vatandaştan rica ederek şahidini bulmuş. Bulmuş bulmasına da görevli, şahide, “Siz nasıl büyük bir yükün altına giriyorsunuz farkında değilsiniz. Ben sizin yerinizde olsam şahitlik yapmazdım” diyerek, şahidi kararından vazgeçirmiş.

Kısacası bizim görme engelli kan bağışı yapamamış. İş bununla bitiyor mu dersiniz? Elbette ki hayır. Görme engelli vatandaşımız, başından geçen olayı sosyal medya hesabından paylaşım yapmış. Ne oldu dersiniz? Görme engelli vatandaşımız öğretmen olduğundan, bu konu Milli Eğitim Bakanlığına kadar yansımış.

Buna benzer bir olayda geçtiğimiz yıl içerisinde benim başımdan geçti.

Kullanmadığım Turkcell hattımı iptal ettirmek için, Kızılay, Atatürk Bulvarı’nda bulunan Turkcell iletişim Merkezi’ne uğradım. İsminin Melek olduğunu beyan eden bir görevli, sistemin kapalı olduğunu, öğleden sonra açılacağını söyledi. Diğer işlerimi  hallettikten sonra yeniden aynı merkeze uğradım.

Melek Hanım, azarlar bir ses tonunda, beni diğer görevlilere yönlendirdi. Görevlilere kapama işlemini gerçekleştirmelerini beyan ettim. Görevliler tam işlemleri başlatacakken, Melek Hanım söze karıştı. Benim, akşama kadar diğer Turkcell İletişim Merkezlerini dolaştığımı; fakat oralarda şahit istediklerinden hattımı kapatamadığımı, kendilerinin de bir şahit istediklerini beyan etti. Melek Hanım, kendine göre bir senaryo çizmişti. Sakinliğimi koruyarak, başkaca bir merkeze gitmediğimi, şahit istemenin kanunlarda yeri olmadığını beyan ettim. İkna olmadılar. Yardımcı olmaya çalışan başka bir görevli, Turkcell Müşteri Hizmetleri’ni aramaya karar verdi. Oradan aldıkları yanıt, kanunlarda yazıldığı şekildeydi; fakat Melek Hanım yine ikna olmamıştı. “İlle de şahit isterim.” diyordu. Tartışmayı uzatmak istemediğimden, yanımda bulunun Emre isimli yardımcıma şahit olmasını rica ettim.

Şahit kardeşim Emre, huzura çıktı. Şahidin bulunmasıyla olayın çözümleneceğini düşünen ben yanılmıştım. Bu seferde şahidin noter kanalıyla olmasını istediler. Hiçbir noterin “Bu benim şahidimdir.” Diye yazılı bir beyan veremeyeceğini, şahitliğin anlık olabilen kararlarda geçerli olabileceğini söylediysem de anlatamadım. Hattımı kapattıramadım. Hattımı kontörlüye çevirebileceğimi, böylece belli bir süre kullanılmadığı zaman zaten otomatik olarak kapatılacağını önerdiler. Diğer merkezlerde de aynı eziyetli işlemlere tabii olacağımı düşünerek, görevlilerin dediği gibi yaptım.

GSM şirketleri, bankalar, müşterileri kendilerine çekebilmek için olmadık kampanyalar düzenleyip, hat ve hesap açtırıyorlar. Hat ve hesap açarken zorluk çıkarmadan, şahit istemeden güler yüzle işlemleri anında yapıyorlar. Kapatmaya gelince, olmadık zorluk çıkarıp, alacakları üç beş kuruşun hesabını kuyumcu tartısına koyarak tartıyorlar.

Ne diyeyim; kanunlarda yazılıp  belirtilmesine rağmen, işlemleri işlerine geldiği gibi yorumlayanlara söylenecek tek bir söz var. Eğitim şart.