KADIN DEVRİMİ

Geçen gün CHP’li Selin Sayek Böke, bir canlı yayında “Atatürk devrimleri kadın devrimidir” dedi. Bu cümle, kadınların neden Cumhuriyet ve Atatürk’e daha fazla sahip çıkması gerektiğinin ifadesiydi. Cumhuriyetin faziletini bir cümlede özetlemişti; “Kadın devrimi”

Cumhuriyet devrimlerinin en önemli kazanımlarından birisi de hiç şüphesiz kadınların toplumsal ve siyasal hayattaki haklarını elde etmelerini sağlamak olmuştur. Türkiye’de kadın hareketlerinin toplumsal yaşamda birey olarak var olmaya dair talepleri Tanzimat döneminde başlamıştır. Ancak bu taleplerin kanunlaştırılarak hayata geçirilmesi Cumhuriyet devrimleri sayesinde mümkün olmuştur.  Çünkü Cumhuriyet, sadece bir yönetim şeklini değiştirmemiş, topyekün bir zihniyet devrimini gerçekleştirmiştir.

Atatürk’ün dile getirdiği şu sözler, O’nun önderliğinde bu konuda izlenecek olan politikaların kararlılığını açıkça ortaya koymaktadır: “Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!”

Atatürk bunu söylemekle kalmamış, sürekli devrimleriyle bunu hayata da geçirmiştir…

Cumhuriyet öncesinde kadının eşit eğitim hakkı yoktu. Erkeklerin yüzde yedisi , Kadınların ise sadece binde dördü okuma yazma biliyordu. Ve bu sayı da ağırlıklı olarak saray çevresindeki kadınlardan ve gayrimüslimlerden oluşuyordu. Kadınların meslek seçme hakkı yoktu. Kadınlar için uygun görülen meslekler öğretmen, ebe ve hemşire idi. Ama Cumhuriyet kurulurken ülkede dört hemşire ve 136 ebe vardı. Kadının boşanma hakkı yoktu, oysa kocasının boş ol demesi yeterliydi. Çocuklarının velayetini alma hakkı, miras hakkı, elbette seçme ve seçilme hakkı yoktu.  Kısacası nüfus sayımında bile sadece erkekler ile küçük ve büyük baş hayvanlar sayılmıştı, kadın insan yerine konulup sayılmamıştı. Yani “kadının adı yoktu” Atatürk ve Cumhuriyet devrimleri sayesinde, çağdaşlaşma yolunun kadının özgürleşmesinden geçtiği gerçeği yadsınamayacak ölçüde gündeme gelmiştir. Medeni Kanunda yapılan düzenlemeler, seçme ve seçilme hakkının verilmesi ve diğer devrimler ile kadının toplumsal, siyasal ve ekonomik hakları verilerek kadın devrimi gerçekleştirilmiştir.

13 milyon nüfusun 11 milyonunun kırsal kesimde yaşadığı geleneksel bir toplum yapısından bahsediyoruz. Böyle bir toplumun kadınlarının, çağdaşı olan ve bize göre çok daha fazla dışa dönük yaşayan birçok batılı ülke kadınından daha önce seçme ve seçilme hakkı kazanmış olması hafife alınacak bir toplumsal dönüşüm değildi.

Kadını, babasının ve kocasının himayesindeki kul olmaktan kurtarıp, hukuksal düzlemde eşit yurttaşlığa dayalı, uygar dünyaya açık, eşit ve özgür birey haline getirdiği için Cumhuriyet bir kadın devrimidir.

Hangi devrimine bakarsanız bakın, Atatürk devrimlerinin en önemli sonucu, kadının binlerce yıllık esaretini yıkmış olmasıdır… Hem de sadece Müslüman ülkeler için değil Hristiyan Batı dünyasına da örnek olacak şekilde….

Atatürk devrimlerinin aşil topuğu olan laiklik, sadece din ve devlet işlerinin ayrılması değil, kadın-erkek eşitliğinin kaynağı ve en önemli güvencesidir.
Eğitim birliği  bir devrimdir ve kadın-erkek eşitliğinin kaynağıdır.

Bu yüzden ben en çok da Cumhuriyet ve Atatürk’e sahip çıkmayan kadınları anlayamıyorum. İnsan özgür yaşama ve tercih yapma hakkını savunmak yerine, neden ikinci sınıf vatandaş olmayı kendine reva gören anlayışı yüceltir?

Biz Atatürk’ün kadınları olarak, tam bu noktadan haykırmalıyız…

Kadın ve erkek eşittir…

Birbirinin önünde veya arkasında değil, yanındadır.

Cumhuriyet budur… İyi ki varsın Cumhuriyet!

Mustafa Kemal ATATÜRK ve bağımsızlık yolunda mücadele eden tüm kahramanlarımızın aziz hatıralarına binlerce şükran, minnet ve rahmetle…